
Nazım Hikmet’in Şeyh Bedreddin Destanı, yalnızca bir şiir kitabı değildir; Türk edebiyatında halkın sesiyle, felsefenin derinliğiyle ve tarihsel bilincin birleştiği bir dönüm noktasıdır. 1936 senesinde piyasaya çıkan bu destansı yaratı, Osmanlı tarihinin en tartışmalı figürlerinden önde gelen Şeyh Bedreddin’i merkezine alır. Sadece Nazım Hikmet’in amacı yalnızca geçmişi anlatmak değildir. O, Bedreddin’in yaşamında hakkaniyet arayışını, eşitlik idealini ve insanoğlunun özgürlük tutkusunu tekrardan yorumlar.
Tarihsel bir figür olan Şeyh Bedreddin’i, Nâzım Hikmet, ideolojik bakışı doğrultusunda tekrardan inşa eder. Şeyh Bedreddin, yalnızca bir mutasavvıf değil; eşitlik, adalet ve halkçı başkaldırının sembolü hâline getirilir.
Yazar, destanda öne çıkan temel değerleri şu başlıklar altında toplar:
- Kahramanlara atfedilen değerler: Şeyh Bedreddin bilge, yol gösterici ve halkın önderi olarak kurgulanır. Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal ise alp/alperen tipinde, yürekli ve fedakâr savaşçılardır. Bu kahramanlar baskı ve zulme karşı duruşlarıyla yüceltilir.
- Yaşama hakkı: Devlet otoritesinin uyguladığı idamlar ve katliamlar eleştirilir; yaşama hakkının ihlali olumsuzlanır. Bedreddin ve yoldaşlarının ölümü, “haklı dava uğruna fedakârlık” olarak anlamlandırılır.
- İnsan sevgisi: İnsan, “toprak, deniz ve güneş” benzetmeleriyle üretken ve kıymetli bir varlık olarak sunulur. İnsan sevgisi ideal toplumun temeli olarak görülür.
- Yardımlaşma ve dayanışma: Toplumsal yaşamın ortak emek ve paylaşım üstüne kurulması yüceltilir. “Hep birlikte” vurgusu, kolektif yaşam idealini simgeler.
- Ortak üretim, ortak tüketim ve mülkiyetsizlik: Iyelik eleştirilir; toprağın ve ürünün ortak olması, sömürüsüz bir düzenin temeli olarak sunulur. Bu anlayış, Marksist ideolojiyle örtüşür.
- Eşitlik, hak ve hakkaniyet: Destanda adil yargılamanın yokluğu bilhassa vurgulanır. Bedreddin’in yargılanışı, adaletin iyi mi çarpıtıldığını gösterir.
- Isyan: Tüm bu değerleri bir araya getiren “üst kıymet”dir. Şeyh Bedreddin hareketi, baskıcı feodal düzene karşı haklı ve yüce bir direniş olarak sunulur.
Nâzım Hikmet’in destanı tarihsel bir vakası anlatmaktan oldukca, çağıl son zamanların ideolojik değerleriyle tekrardan kurduğunu gösterir. Destanda yüceltilen değerler—eşitlik, hakkaniyet, dayanışma, mülkiyetsizlik ve isyan—Nâzım Hikmet’in Marksist dünya görüşüyle örtüşür. Böylece Şeyh Bedreddin, geçmişten bugüne uzanan evrensel bir “halkçı direniş” simgesine dönüştürülür.
- Nazım Hikmet ve Sürecinin Ruhunu Idrak etmek

Nazım Hikmet Ran (1902–1963), Türkiye’nin modernleşme sürecinde sanatla toplumsal bilinci birleştiren öncü bir şairdir. Onun şiirinde fert, toplumun bir parçası olarak yer alır; aşk, ümit ve devrim yan yana yürür.
1930’lar Türkiye’si, Cumhuriyet’in ilk yıllarının ideolojik çalkantılarını yaşarken Nazım, hapishanelerle, yasaklarla ve sansürle savaşım ediyordu. Şeyh Bedreddin Destanı, bu atmosferde kaleme alındı — şu demek oluyor ki yalnızca tarihsel bir anlatı değil, bununla beraber kendi çağının da bir aynasıdır.
“… O âteş ki kalbimin içindedir
tutuşmuştur
günden güne artıyor.
Dövülmüş demir olsa dayanmaz buna
eriyecek yüreğim..
Ben gayrı zuhur ve huruç edeceğim!
Toprak adamları toprağı fethe gideceğiz.
Ve kuvveti bilimsel, sırrı tevhidi gerçeklendirip
biz milletlerin ve mezheplerin kanunlarını
iptâl edeceğiz…”(Nâzım Hikmet)
- Şeyh Bedreddin Kimdir? Tarihsel Arka Plan
2.1. Gerçek Bir Figürün Hikâyesi
Şeyh Bedreddin Mahmud (1359–1420), Simavna Kadısıoğlu olarak bilinir. Sürecinin mühim bir İslam âlimi, mutasavvıfı ve hukukçusudur. Osmanlı’da Fetret Devri sonrasında, merkezi otoriteye karşı “eşitlikçi” bir hareketin önderi olmuştur.
2.2. Bedreddin İsyanı ve Fikirleri

Bedreddin’in fikirleri, klasik din anlayışının ötesine geçer. Ona gore:
- Tüm insanoğlu eşittir.
- Iyelik ortak olmalıdır.
- Dinler ve mezhepler içinde fark yoktur.
Bu düşünceler, 15. yüzyıl Osmanlısı için devrim niteliğindeydi. Bedreddin’in takip edenleri Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal’in başlatmış olduğu isyan, tarihte “Toplumsal Hakkaniyet İsyanı” olarak da anılır.
Nazım Hikmet, bu isyanı “halkın hakkaniyet arayışı” olarak yorumlar.
“Hep bir ağızdan türkü söyleyip
hep birlikte sulardan çekmek ağı,
demiri oya şeklinde işleyip hep birlikte,
hep birlikte sürebilmek toprağı,
ballı incirleri hep birlikte yiyebilmek,
“yârin yanağından gayrı her şeyde
her yerde
hep birlikte!
diyebilmek
için
on binler verdi sekiz binini..”(Nâzım Hikmet)
- Nazım Hikmet’in Bedreddin Yorumu: Yerelden Evrensele
Nazım Hikmet, Şeyh Bedreddin Destanı’nda tarihsel gerçekliği birebir anlatmak yerine, onu şiirsel bir üslupla tekrardan inşa eder. Bedreddin’i bir “devrimci bilge” olarak konumlandırır.
Eserdeki Bedreddin, adaletin, insan sevgisinin ve paylaşımın sembolüdür. Nazım’ın kendi ideolojisiyle Bedreddin’in tasavvufi dünya görüşü birleşir; ortaya hem dünyevi hem de tinsel bir direniş destanı çıkar.
“Dedim ki bak,
burda insan toprak şeklinde, güneş şeklinde, deniz şeklinde,
verimli.
burda insan şeklinde verimli deniz, güneş ve toprak..”(Nâzım Hikmet)
“Bir harman yerinde, bir gece vakti,
Birden bire oldu, birden bire…”
Bu dizelerde, Nazım’ın “birden bire” vurgusu, halkın içindeki devrimci kıvılcımı anlatır.
- Eserin Şiirsel Yapısı ve Ifade Özellikleri
4.1. Destan Formu İçinde Çağdaş Şiir
Nazım Hikmet, klasik destan biçimini modern özgür ölçüyle tekrardan kurar. Eserde ritim, tekrarlar ve imgeler vasıtasıyla süreklilik duygusu sağlanır.
Şiirin dili yalın fakat simgeseldir; halk deyimleri, konuşma dili unsurları ve mistik göndermeler iç içedir.
4.2. Karakterlerin Oldukça Katmanlılığı
Eserde yalnız Bedreddin değil, halkın kendisi de bir karakterdir. Börklüce Mustafa, Torlak Kemal ve köylüler, “ortak bir vicdanın sesi” olarak anlatılır.
- Temalar: Hakkaniyet, Eşitlik ve İnsanın Özgürlüğü
Nazım Hikmet’in destanında öne çıkan üç ana tema vardır:
- Hakkaniyet: Eserdeki en kuvvetli etik eksendir.
- Eşitlik: Hem ekonomik hem ruhsal bir eşitlik anlayışı savunulur.
- İsyan: Sessizliğin kırıldığı, vicdanın konuşmuş olduğu andır.
Nazım, bu temaları tarihsel bir vakayla evrensel insan değerleri içinde köprü kurarak işler.
“Hazır bilmeclis
Mevlâna Hayder derler
mülkü acemden hemen hemen gelmiş
bir yüce danişmend şahıs
kınalı sakalını ilhami ilâhiyle eğip,
<kanı helâldır>> deyip
halletti işi…”(Nâzım Hikmet)
- Tasavvufun Çağdaş Yorumu
Şeyh Bedreddin’in felsefesi, klasik tasavvufun ötesindedir. Nazım Hikmet, onun düşüncelerini çağıl bir hümanizmle buluşturur.
Eserdeki “birlik” anlayışı, toplumsal bir dayanışmayı temsil eder.
“Yarin yanağından gayrı her şeyde, her yerde, hep birlikte!”
Bu dizeler, Bedreddin’in felsefesinin şiirsel özüdür.
- Eserin Dili ve Üslubu
- Yalın fakat yoğun: Her kelime, simgesel bir anlam taşır.
- Halk diliyle felsefe: Nazım, konuşma dilini güzel duyu bir düzeye taşır.
- Görsellik: Tabiat betimleriyle duygular içinde kuvvetli bir bağ kurulur.
- Eserin Toplumsal ve Siyasal Boyutu
Nazım Hikmet, Şeyh Bedreddin Destanı’nı yazarken yalnızca geçmişi anlatmakla kalmaz; kendi sürecinin baskıcı rejimlerine de bir eleştiri sunar.
Bedreddin’in “hakkaniyet” arayışı, Nazım’ın “özgürlük” arayışıyla örtüşür. Bu yüzden yaratı, hem tarihsel hem politik bir metindir.
- Şeyh Bedreddin Destanı’nın Türk Edebiyatındaki Yeri
Yapıt, Türk şiirinde bir dönüm noktasıdır zira:
- Tarihsel bir figürü ideolojik bir sembole dönüştürür.
- Serbest nazmın enerjisini gösterir.
- Toplumsal duyarlılığı edebiyatla birleştirir.
Bedreddin teması, ondan sonra pek oldukca yazar ve şaire esin olmuştur. Mesela, Yaşar Kemal’in İnce Memed romanında da benzer bir “hakkaniyet mitosu” görülür.
- Şiirde İnsan ve İnanç İlişkisi
Nazım Hikmet, dini dogmaları değil, insanoğlunun vicdanındaki Tanrı’yı anlatır. Bedreddin’in inancı, kurallara değil, insan sevgisine dayanır. Bu da eseri yalnızca politik değil, etik bir metin hâline getirir.
- Eserin Evrenselliği
Şeyh Bedreddin’in hikâyesi, yalnızca Osmanlı’ya değil, insanlık evveliyatına seslenir. Hakkaniyet, paylaşım ve özgürlük temaları, her çağda günceldir. Bundan dolayı yaratı, yalnız Türk edebiyatının değil, dünya edebiyatının da mühim metinlerinden biridir.
- Nazım Hikmet’in Dilinden İnsana İnanç
Nazım, Bedreddin’in hikâyesiyle kendi inancını birleştirir: insanoğlunun iyiliğine, direncine ve birliğine inanç. Onun şiiri, “inanç” terimini tekrardan tanımlar: dogmadan değil, dayanışmadan doğan bir inanç.
- Netice: Destanın Bugüne Söylediği
Şeyh Bedreddin Destanı, bugün hâlâ güncelliğini korumuş olan bir eserdir. Zira hâlâ hakkaniyet, eşitlik ve özgürlük arayışındayız.
Nazım Hikmet’in destanı, yalnızca bir isyanın hikâyesi değil; insanoğlunun kendini, toplumu ve Tanrı’yı tekrardan arayışıdır.
Bu yönüyle yaratı, hem bir tarih dersi hem de bir vicdan muhasebesidir.
Sık Sorulan Sorular
- Nazım Hikmet niçin Şeyh Bedreddin’i seçmiştir?
Zira Bedreddin, hem tarihsel hem ideolojik olarak adaletin simgesidir. Nazım, bu figür vasıtasıyla kendi dönemine eleştiri getirir. - Şeyh Bedreddin Destanı bir tarih kitabı mıdır?
Hayır, tarihsel temelli bir edebî eserdir. Gerçek olaylardan yola çıkar, fakat şiirsel bir ifade kullanır. - Eserin dili niçin bu kadar mütevazı tutulmuştur?
Nazım, halkın anlayabileceği bir dil kullanarak Bedreddin’in fikirlerini “elitist” olmadan yaymak istemiştir. - Eserde tasavvuf ve sosyalizm iyi mi birleşmiştir?
Bedreddin’in “birlik” anlayışı ile Nazım’ın “paylaşımcı dünya görüşü” ortak bir zeminde buluşur. - Yapıt günümüz okuruna ne söyler?
Hakkaniyet, dayanışma ve insan onurunun -zamanlar üstü- vazgeçilemez değerler bulunduğunu hatırlatır.


