Bu sayfada 12. Derslik Türk Dili ve Edebiyatı 1. Dönem 1. Yazılı imtihanı için altı açık uçlu sual ve açıklamalı örnek cevaplar yer almıştır. Sorular; teknoloji ve dil ilişkisi, hikâyede çatışma, kişilik özellikleri, üslup, süre algısı ve sözcük anlamı mevzularını kapsamaktadır.
Sual sayısı: 6 | Süre: 40 dakika | Toplam puan: 100
Teknolojik gelişmelerin dilimiz üstündeki etkilerini mevzu alan bir paragraf yazınız. Yazınız söz varlığı, bütünlük; mevzuya, yazım ve noktalama kurallarına uygunluk ölçütlerine gore değerlendirilecektir.
Aşağıda Nedim Gürsel’in Dönüş adlı hikâyesinden bir parça verilmiştir.
İşte çürüyüp gidiyor her şey. Ben buradayken de soğuk vururdu ağaçlara. Bahçeyi ayrık otları kaplar, sarnıcın suyu çekilirdi. Fakat şimdi, ne garip… İlkyaz asla gelmemiş benzer biçimde. Sanki kırkikindiler asla yağmamış. Toprak kurumuş, sıska yapraklarda belli belirsiz bir ürperme. Rüzgâr yağmur getirmiyor anlaşılan. Dallara su yürümüyor. Ne garip… Ev terk edilmiş benzer biçimde. Koltuk örtüleri kaldırılmamış, sedirin üstü bir karış toz… Yanı başından asla ayırmadığın çalar saat bile durmuş. Kirli duvarlar, odalar, bahçeye inen merdiven, tahtaboşun sessizliği… Her şey, her şey bir eski süre düşünde. Gözlerine uzak bir yalnızlık inmiş. Yoksun sanki… Oturduğun, bana baktığın yerde değilsin.
Bu parçada kahramanın yaşamış olduğu temel çatışmayı ve bu çatışmanın kahramanın zaman-mekân algısı üstündeki tesirini yazınız.
Aşağıda Selim İleri’nin Gelinlik Kız adlı hikâyesinden bir parça verilmiştir.
Bigün muhteşem bir şeyle karşılaştık İncilâ ablalarda. Nuhbe Hanımlara annemle benden başka konuk gelmezken ilkyaz öğleden sonrasında, genç ve yakışıklı bir adam, taşlıktaki masayı çevreleyen iskemlelerden birine oturmuş, kahve içiyordu… Genç insanın saçlarından bir demet alnına dökülmüştü. İffet Hanım annemi karşıladığında o da ayağa kalktı. (…)
İncilâ abla ibrişimleri, elvan iplikleri topluyordu telaşla. “Kusura bakmayın.” dedi anneme.
“Biz yabancı mıyız, İncilâ?
“Cahit” dedi İffet Hanım. “Tanıyacaksın Süheyla, Hasan amcayla Kâmran yengenin oğlu. Annem gülümsüyordu. Hasan amcayla Kâmran yengenin adlarını ilk kez işitiyordum.
“Mühendis çıkmış bu yıl Cahit. Binbir güçlükle arayıp bulmuş burasını sağ olsun.”
Ben derhal mühendis olmaya karar veriyordum. Delikanlı, derhal benim Cahit abim oluyordu ve ben, büyüyünce tıpkı ona benziyorum. Geniş omuzlu, uzun boylu, insanoğlunun elini sıkarken güvenç veren. Cahit abi saygıyla annemin elini sıktı. Benim de… Galiba hayatımda alaysız elimi sıkan birinci insandı o.
Bu parçanın anlatıcısı olan kahramanın kişilik özelliklerine dair bir çıkarımınızı yazınız.
Aşağıda Rasim Özdenören’in Balkondaki Fısıltı adlı hikâyesinden bir parça verilmiştir.
Ne süre ona doğru elimi uzatsam elim boşlukta kalıyor. Her günüm Cuma oluyor. Her Cuma ona selamımı gönderiyorum. Yılmadan, yılgınlığa düşmeden. Boşluğa bırakılmış bir merhaba gene de muhatabını bulur mu diye kaygılandığım olmuyor değil. Sadece ben, bana düşeni yapıyorum. Bana düşen ona selamımı göndermek.
Bu sabah karşılaştım onunla.
Arkamdan, duyulmayacak kadar uzak fısıltı… Bu fısıltıyı sadece bir kedi işitebilir, bir de kulak zarı onun sesine ayarlanmış olarak duran âşığın kulağı…
— Merhaba…
Bu parçanın üslubuna yönelik iki özelliği ve bu özelliklerin parçanın anlatımına katkısını yazınız.
Aşağıda Luk Çokum’un Rozalya Ana adlı hikâyesinden bir parça verilmiştir.
Hele Rozalya için süre neydi ki… Yetişeceği bir şey değildi artık süre… Gençliği ötede kalmıştı. Bir trenden el ediyordu; arkadan sıkma başörtüsü, duru yüzü, çekme gözleri, hüzünle bükülü dudaklarıyla… Tren sarsılarak pamuk tarlalarının arasından geçiyordu… Ve sarı toprağın ötesinde bir yerde kara bir nokta olarak kayboluyordu. Gençliği buydu ne süre hatırlasa…
Bu parçada sözü edilen kişinin “süre” algısını bir örnek üstünden yorumlayınız.
Aşağıda Mustafa Kutlu’nun Bir Saatlik Telâki adlı hikâyesinden bir parça verilmiştir.
Serin karanlıkta uzun süre nefesimi tuttum, bekledim. Sessizlik vardı, derin koyu bir sessizlik… Yalnız arada iki üç yağmur damlası düşüyordu, o denli. Saçaklardan birinin altında dizlerim karnıma çekili, pardösüme gömülmüş duruyordum… Raylar sakin, çelik şeritlerini uzatmış, yağmurdan cilalı pırıl pırıldılar. Işıklar elektrik direklerinin ucunda titrek kımıltılarla uzaklara kadar gidiyorlar.
a) Bu parçadaki altı çizili sözcüğün parçadaki anlamını yazınız.
b) Bu sözcüğü “içten gelen” anlamına gelecek halde bir cümlede kullanınız.
Açık uçlu sorularda metne dayalı, anlam bakımından doğru, değişik ifadeler de kabul edilir.
Örnek paragraf: Teknolojik gelişmeler, kontakt kurma biçimlerimizle beraber dilimizi de değiştirmektedir. İnternet ve toplumsal medya yardımıyla “yazılım”, “çevrim içi” ve “görüntülü görüşme” benzer biçimde sözler günlük yaşamda yaygınlaşmakta, söz varlığımız yeni kullanım alanlarıyla genişlemektedir. Bununla beraber süratli mesajlaşma alışkanlığı, sözcüklerin gereksiz halde kısaltılmasına, yabancı sözcüklerin yaygınlaşmasına ve yazım kurallarının dikkatsizlik edilmesine yol açabilmektedir. Emojiler iletişimi kolaylaştırsa da duygu ve düşüncelerin daima detaylı halde ifade edilmesini sağlayamaz. Bu yüzden hızla gelişen teknolojinin sunmuş olduğu olanaklardan yararlanırken Türkçe karşılıkları tercih etmek, sözcükleri bağlama uygun kullanmak, yazım ve noktalama kurallarına itina göstermek gerekir.
Puanlama önerisi
Bu paragraf örnektir; aynısının yazılması beklenmez. Her ölçüt 0-5 puan içinde değerlendirilir: tam ve doğru 5, ufak eksikler 3-4, belirgin eksikler 1-2, karşılanmayan ölçüt 0 puan. Mevzuya ilişkin tutarlı değişik görüşler de kabul edilir.
Temel çatışma: Kahraman, geçmişte bilmiş olduğu ve belleğinde yaşattığı ev ile karşısındaki yıpranmış, sessiz ev içinde bir uyumsuzluk yaşar. Hatırlamış olduğu yakınlık duygusu da yerini uzaklık ve yabancılaşmaya bırakmıştır. Bu, geçmiş ile şimdi; hatırlanan canlılık ile şimdiki çürüme ve yalnızlık içinde yaşanmış olan bir iç çatışmadır.
Süre algısına tesiri: “İlkyaz asla gelmemiş benzer biçimde” ve “çalar saat bile durmuş” ifadeleri, dönemin naturel akışını yitirmiş, donmuş benzer biçimde algılandığını gösterir. Geçmiş, “bir eski süre düşü” olarak şimdiki görünümün üstüne yansır.
Mekân algısına tesiri: Ev ve bahçe, kahramanın belleğindeki tanıdık bölgeler olmaktan uzaklaşır; terk edilmiş, bakımsız ve tenha görünür. Tozlu sedir, kurumuş toprak ve kirli duvarlar, kahramanın yalnızlık ve yabancılaşma duygusunu somutlaştırır.
Puanlama önerisi
Metinle temellendirilen yakınlık-uzaklık, varlık-yokluk ve canlılık-çürüme yorumları da kabul edilebilir. Yalnızca bir karşıtlığın adını yazmak, süre ve mekâna tesirini açıklamadan tam puan getirmez.
Örnek çıkarım: Anlatıcı kahraman, hayranlık duyduğu kişiyi kendisine örnek almaya yatkındır. Cahit’in mühendis bulunduğunu öğrenince derhal mühendis olmaya karar vermesi ve büyüyünce ona benzediğini hayal etmesi, bu hususi durumunu gösterir.
Puanlama önerisi
“Kolay etkilenen”, “hayal gücü kuvvetli” yada “kendisine kıymet verilmesine ehemmiyet veren” benzer biçimde metne uygun bir çıkarım yeterlidir. Soruda gerekçe ek olarak istenmediği için doğru çıkarıma gerekçe yazılmamış olması puan yitirilmesine yol açmaz. Yalnızca vakası tekrarlayan, kişilik çıkarımını belirsiz bırakan yanıt kısmi puan alabilir.
1. Özellik: İmgeli ve şiirsel ifade: “Elim boşlukta kalıyor”, “boşluğa bırakılmış bir merhaba” ve “kulak zarı onun sesine ayarlanmış” ifadeleri, gerçek anlamı aşan imgeler oluşturur. Bu ifade; hasret, bekleyiş ve sevilen kişiye yetişme isteğini somutlaştırır, parçanın duygusal ve çağrışımsal tesirini kuvvetlendirir.
2. Özellik: Tekrarlardan yararlanma: “Cuma”, “selamımı” ve “bana düşen” sözlerinin tekrarı, anlatıma ritim ve vurgu kazandırır. Kahramanın merhaba gönderme mevzusundaki sürekliliğini, kararlılığını ve yoğun duygularını öne çıkarır.
Puanlama önerisi
Kısa ve eksiltili cümlelerin duygusal yoğunluk ve okura tamamlama alanı sağlaması; birinci kişili, içten anlatımın kahramanın iç dünyasını yakınlaştırması da uygun açıklamalarla kabul edilir.
Örnek yorum: Rozalya zamanı, saatle ölçülen bir akıştan fazlaca, geri gelmeyecek gençliğinin ve hatıralarının içinden algılar. “Yetişeceği bir şey değildi artık süre” sözü, geleceğe yetişme telaşından uzaklaştığını düşündürür. Gençliğinin bir trenden el etmesi, trenin giderek küçülüp kara bir nokta olarak kaybolması ise geçmişin uzaklaşmasını ve geri getirilemeyişini simgeler. Böylece süre, onun için hasret ve hüzünle hatırlanan bir yitik duygusuna dönüşür.
Puanlama önerisi
Aynı düşünceyi değişik sözcüklerle ifade eden, metne dayalı yorumlar kabul edilir. Yalnızca metindeki bir cümleyi aktarmak, yorum kısmının puanını karşılamaz.
a) Parçadaki anlamı: Altı çizili “derin” sözcüğü, sessizliğin fazlaca yoğun ve kuvvetli halde hissedildiğini belirtir. “Yoğun, koyu, fazlaca etkili” anlamındadır.
b) “İçten gelen” anlamıyla örnek cümle: “Yardımlarınız için size derin şükranlarımı sunarım.” Bu cümlede “derin”, şükranın içtenliğini belirtir.
Puanlama önerisi
Aynı anlamı taşıyan başka doğru cümleler de kabul edilir. Sözcüğün yalnızca fizyolojik derinlik bildirdiği bir cümle, b seçeneğini karşılamaz.
| Sual | Ölçülen beceri | Puan |
|---|---|---|
| 1 | Teknoloji ve dil | 25 |
| 2 | Metindeki çatışma | 20 |
| 3 | Kahramanın kişilik özellikleri | 10 |
| 4 | Üslup özellikleri | 20 |
| 5 | Süre algısını yorumlama | 15 |
| 6 | Sözcüğün bağlama gore anlamı | 10 |
| Toplam | 100 | |
Sual deposu: MEB, 12. Derslik Türk Dili ve Edebiyatı Dersi 1. Dönem 1. Ortak Yazılı Senaryolarına Yönelik Sual Örnekleri
İndir ⇒ 2026-2027 12. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Dersi 1. Dönem 1. Ortak Yazılı Sınavı
Ek olarak bakınız:
2026-2027 10. Derslik Türk Dili ve Edebiyatı 1. Dönem 1. Ortak Yazılı Soruları ve Cevapları…
Edebî Akımlar Atlası TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI · ETKİLEŞİMLİ KAYNAK Edebî Akımlar Atlası Akımları ve…
Andre Gide – Hanımefendiler OkuluTür:RomanYazar:Andre GideYayınlanma Zamanı:2003Yayınevi:Sel YayıncılıkISBN:9786256462052KarakterlerEveline: Başlangıçta kocası Robert’ı idealize eden, duygusal ve…
Süre Bisikleti – Alim AdalıTür:ÇocukYazar:Alim AdalıYayınlanma Zamanı:2004Yayınevi:Can Çocuk YayınlarıISBN: 9789750703502KarakterlerAlim Bey: Damla ve Yağmur’un babasıdır. Evlatlarının merakını ve öğrenme isteğini destekleyen, onlarla beraber geçmişe seyahat icra eden, araştırmayı ve keşfetmeyi seven bir babadır.Damla: Alim Bey’in kızlarından biridir. Kardeşi Yağmur ile beraber vakit bisikletini hazırlayan, geçmişte yaşanmış olan vakaları merakla gözlemleyen ve yeni bilgiler öğrenmekten hoşlanan bir çocuktur.Yağmur: Damla’nın kardeşidir. Ablasıyla beraber vakit bisikletinin yapımında vazife alır. Babasıyla çıkmış olduğu yolculuklarda tarih öncesi insanların yaşamlarını ve buluşlarını keşfeder.Çuka: Ortalama yüz bin yıl ilkin Karain’de yaşayan, zekâsı ve üretkenliğiyle dikkat çeken bir çocuktur. İnsanların yaşamını kolaylaştıracak araçlar geliştirmeye çalışır. Balta yapmayı başararak kabile başkanının itimatını kazanır.Anin: Çuka’nın kardeşidir. Meraklı ve yaratıcı kişiliğiyle yeni buluşlara katkıda bulunur. Meyve toplamak için geliştirdiği vasıta, mızrağın ortaya çıkmasına öncülük eder.Ara: Çuka ve Anin’in babasıdır. Çocuklarıyla beraber başka topluluklara ateş yakmayı ve av araçlarını kullanmayı öğretir.Taşçı Amca: Taşları işleyerek çeşitli araçlar hazırlayan kişidir. Çuka ve Anin’in geliştirdiği mızrağın yapımına destek olur.Kabile Başkanı: Çuka’nın zekâsını ve başarısını takdir ederek ona başkanlık kolyesini veren, Anin’i ise yeni buluşundan dolayı mızrakçıbaşı duyuru eden kişidir.Damla ve Yağmur’un Anası: Ailesinin vakit yolculuklarında yaşadıklarını dinleyen ve ilerleyen bölümlerde bu yolculuklardan birine katılan karakterdir.MevzusuSüre Bisikleti, iki kardeş olan Damla ve Yağmur’un, babaları Alim Bey’in yardımıyla geliştirdikleri bir vakit bisikleti yardımıyla tarih öncesi dönemlere yaptıkları yolculukları mevzu alır. Ortalama yüz bin yıl öncesine giden aile, Karain’de yaşayan Çuka ve Anin adlı kardeşlerin günlük yaşamlarını, geliştirdikleri araçları ve insanlık tarihindeki mühim buluşları gözlemler. Kitap; merak, yaratıcılık, yardımlaşma ve sorun çözme benzer biçimde kavramları keyifli bir serüven vesilesiyle ele alırken insanlığın ilk dönemlerindeki yaşam koşullarını da okurlara tanıtır.Süre Bisikleti ÖzetiHikâye, Alim Bey’in eski bisikletini kızları Damla ve Yağmur’a vermesiyle adım atar. Alim Bey, kızlarından bu bisikleti bir vakit makinesine dönüştürmelerini ister. Kardeşler büyük bir heyecanla çalışmaya koyulur ve tüm ayrıntılarını düşünerek bir vakit bisikleti hazırlar. Babaları uyandığında ortaya çıkan vasıta karşısında şaşkınlığını gizleyemez. Üçü beraber bisiklete binerek geçmişe doğru ilk yolculuklarına çıkar.Seyahat esnasında bazı tehlikelerle karşılaşsalar da ortalama yüz bin yıl öncesine, Karain’e ulaşmayı başarırlar. Burada tarih öncesi bir toplulukta yaşayan Çuka ve Anin adlı iki kardeşle karşılaşırlar. Onları uzaktan izleyerek insanların yaşamlarını iyi…
Dublin, İrlanda · 18. yüzyıl • 1732 Trinity College Kütüphanesi — Long Room Trinity College…
Altıncı sual 30 puandır. Aşağıdaki ölçütler birbirinden bağımsız değerlendirilir. Boş yada tümüyle ilgisiz yanıt 0…