Her işin ivazsız olanı güzeldir. Rahatlık ve mutluluk ivazsızlıktan doğar.
Bir ozan: “kanun diye, kanun diye, kanun tepelendi” der.
Büyükler ne demişler: Eğriden tok görmedim. Direkt aç görmedim.
“Yiyen ağız utanır” derler. Bunların ki öyleki değil. Bunlara bakılırsa “Yiyen ağız yeni lokma bekler.”
Gözü kör olsun yokluğun. Yokluk bel kırar, adamı insanlıktan cüda eder.
Karnında kırk tilki var Kılkuyruğun oğlunun. Hiçbir tilkinin de kuyruğu birbirine değmez.
Kimsenin hiç kimseye yürek yakınlığı yoktu. Hep küfrediyorlardı içlerinden birbirlerine.
Gözü kör olsun yokluğun. Yokluk bel kırar, adamı insanlıktan cüda eder.
Her işin çıkarsız olanı güzeldir. Rahatlık ve haklı mutluluk çıkarsızlıktan doğar.
Sahtekâr köpekler kapılardan çıkanlara sürtünmeye başlarlar. Gözü kör olsun açlığın… Hepsi birkaç lokma ekmek içindir yaptıklarının.
Yel uluyordu. Kar tozutuyordu. Gök, un eliyor, yel onu keyfine bakılırsa oynatıyordu.
Bedeninin hiçbir parçası kendine itaat etmiyordu. Böylesi asla başına gelmemişti. Gelmeyecekti de…
Köye girdi, evin kapısına başı ile vurdu. Ev, kendisinindi. İbrahim kadar, karısı, çoluğu, evladı, öküzler, inekler, keçiler, tavuklar kadar Dorukısrak’ındı bu ev.
İki türlü yılkı atı olur. Hatta üç türlü. İki türlüsü can yongası, bir türlüsü gözden çıkmışı, hesaptan düşülmüşü, defterden silinmişi.
Duyduk, rüzgâr efendi duyduk. Kış geliyor diyorsun. Hoş geldi, sefalar getirdi. Gökten ne yağdı da yer kabul etmedi?
Bigün tersine döner yazın inşallah. Kulun kısmetine düşen sabır… Sabır ile koruk helva olmuş.
Yok, düşünmüyor duygulanıyordu. Duyguları atla ilgili anılarla karışıyordu. Yarım yarım kesiliyordu duygular. Yarım yarım bölünüyordu anılar.
Gözü kör olsun yokluğun. Yokluk bel kırar, adamı insanlıktan cüda eder. Kalp paraya çevirir. Bunun burasına yokluk denmiş.
Kimsenin ahı kimsede kalmaz. Hiçbir söz yerde bırakılmaz. Yeter ki insanoğlunun kara canı sağ olsun.
Dünya genişti. Eni yoktu butağı yoktu. Tanrı rızkına kefildi cümle yaratığın. Kuşu da geçiniyordu, kurdu da.
Otomobile koşulu atlar benzer biçimde bir boy ilerliyorlardı. Fakat şimdi gerilerdeki otomobil, kış, açlık ve ölüm tehlikesiydi.
Anılarda Yumak Yumak
İnsan, bencilliğinde kendini kemirip sonrasında da yiyen bir mahluk. Mahlûkların en acayibi…
Dik Bayır
Fırsatını bulsak, birbirimizin el altından yüreğini çalarız.
Ölümün ötesinde tarifi yapılmış bir köy yok.
Namus bir kızın kızlığının, hemi de zor ilen bozulmasıyla bitiyorsa öyleki namusun içi batsın.
Asilikten yarar gelseydi, Şeytana yarar gelirdi.
O süre șeher diyince bir Gayseri’nin adı geçer. O da uzakları uzağı.
El Eli Yur, El De Yüzü
Ayçiçeği benzer biçimde menfaatleri ne tarafsa o tarafa dönerler.
Yılkı Atı
Duyduk, rüzgâr efendi duyduk. Kış geliyor diyorsun.
Tanrı ahı yerde bırakır mı? Hem de ağızsız, dilsiz hayvanın hakkını… Eden bulur.
Dünya genişti. Eni yoktu budağı yoktu. Tanrı rızkına kefildi cümle yaratığın. Kuşu da geçiniyordu, kurdu da…
Yaş aşama kaydediyor, gövde kuvvetten düşüyor, fakat yük bir türlü eksilmiyordu.
Karayelin de çalımı bozulur. Yel döner, hava ılır… Bir bakarsın güllük gülistanlık her bir yön.
Tokluk, yaşamı düşündürür. Toklukla beraber, hayatla olan bağlar artar, kavileşir.(…) Düşmanlığı azaltır, hoş görürlüğü arttırır.
Gözü kör olsun yokluğun. Yokluk bel kırar, adamı insanlıktan cüda eder. Kalp paraya çevirir.
Ve yağmur teklemeden düşünceye dek kıpırdamadı. Fazlaca geçmeden bulutlar sicim sicim çözülmeye başladılar.
Emme, bu şekilde gavur bir yel değil, dinsiz bir yel değil. Bad-ı saba, limonata benzer biçimde bir yel.
Bir iş vardı işin içinde. Gücünün bir yanına bıçak vurmuşlardı. “Kuvvat” ı kesilmişti.
Gece, aynı ağırlıkla üstlerine indi. Tekleme kurt ulumaları tekrardan duyulmaya bağladı.
Esasen içeri doğru eğilimli kapı gıcırtı ile geriye yaslandı. Zeliha Dorukısrak’ı karşısında buldu. Atın bitkin haline acıdı.
Bu sayfada 12. Derslik Türk Dili ve Edebiyatı 1. Dönem 1. Yazılı imtihanı için altı…
2026-2027 10. Derslik Türk Dili ve Edebiyatı 1. Dönem 1. Ortak Yazılı Soruları ve Cevapları…
Edebî Akımlar Atlası TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI · ETKİLEŞİMLİ KAYNAK Edebî Akımlar Atlası Akımları ve…
Andre Gide – Hanımefendiler OkuluTür:RomanYazar:Andre GideYayınlanma Zamanı:2003Yayınevi:Sel YayıncılıkISBN:9786256462052KarakterlerEveline: Başlangıçta kocası Robert’ı idealize eden, duygusal ve…
Süre Bisikleti – Alim AdalıTür:ÇocukYazar:Alim AdalıYayınlanma Zamanı:2004Yayınevi:Can Çocuk YayınlarıISBN: 9789750703502KarakterlerAlim Bey: Damla ve Yağmur’un babasıdır. Evlatlarının merakını ve öğrenme isteğini destekleyen, onlarla beraber geçmişe seyahat icra eden, araştırmayı ve keşfetmeyi seven bir babadır.Damla: Alim Bey’in kızlarından biridir. Kardeşi Yağmur ile beraber vakit bisikletini hazırlayan, geçmişte yaşanmış olan vakaları merakla gözlemleyen ve yeni bilgiler öğrenmekten hoşlanan bir çocuktur.Yağmur: Damla’nın kardeşidir. Ablasıyla beraber vakit bisikletinin yapımında vazife alır. Babasıyla çıkmış olduğu yolculuklarda tarih öncesi insanların yaşamlarını ve buluşlarını keşfeder.Çuka: Ortalama yüz bin yıl ilkin Karain’de yaşayan, zekâsı ve üretkenliğiyle dikkat çeken bir çocuktur. İnsanların yaşamını kolaylaştıracak araçlar geliştirmeye çalışır. Balta yapmayı başararak kabile başkanının itimatını kazanır.Anin: Çuka’nın kardeşidir. Meraklı ve yaratıcı kişiliğiyle yeni buluşlara katkıda bulunur. Meyve toplamak için geliştirdiği vasıta, mızrağın ortaya çıkmasına öncülük eder.Ara: Çuka ve Anin’in babasıdır. Çocuklarıyla beraber başka topluluklara ateş yakmayı ve av araçlarını kullanmayı öğretir.Taşçı Amca: Taşları işleyerek çeşitli araçlar hazırlayan kişidir. Çuka ve Anin’in geliştirdiği mızrağın yapımına destek olur.Kabile Başkanı: Çuka’nın zekâsını ve başarısını takdir ederek ona başkanlık kolyesini veren, Anin’i ise yeni buluşundan dolayı mızrakçıbaşı duyuru eden kişidir.Damla ve Yağmur’un Anası: Ailesinin vakit yolculuklarında yaşadıklarını dinleyen ve ilerleyen bölümlerde bu yolculuklardan birine katılan karakterdir.MevzusuSüre Bisikleti, iki kardeş olan Damla ve Yağmur’un, babaları Alim Bey’in yardımıyla geliştirdikleri bir vakit bisikleti yardımıyla tarih öncesi dönemlere yaptıkları yolculukları mevzu alır. Ortalama yüz bin yıl öncesine giden aile, Karain’de yaşayan Çuka ve Anin adlı kardeşlerin günlük yaşamlarını, geliştirdikleri araçları ve insanlık tarihindeki mühim buluşları gözlemler. Kitap; merak, yaratıcılık, yardımlaşma ve sorun çözme benzer biçimde kavramları keyifli bir serüven vesilesiyle ele alırken insanlığın ilk dönemlerindeki yaşam koşullarını da okurlara tanıtır.Süre Bisikleti ÖzetiHikâye, Alim Bey’in eski bisikletini kızları Damla ve Yağmur’a vermesiyle adım atar. Alim Bey, kızlarından bu bisikleti bir vakit makinesine dönüştürmelerini ister. Kardeşler büyük bir heyecanla çalışmaya koyulur ve tüm ayrıntılarını düşünerek bir vakit bisikleti hazırlar. Babaları uyandığında ortaya çıkan vasıta karşısında şaşkınlığını gizleyemez. Üçü beraber bisiklete binerek geçmişe doğru ilk yolculuklarına çıkar.Seyahat esnasında bazı tehlikelerle karşılaşsalar da ortalama yüz bin yıl öncesine, Karain’e ulaşmayı başarırlar. Burada tarih öncesi bir toplulukta yaşayan Çuka ve Anin adlı iki kardeşle karşılaşırlar. Onları uzaktan izleyerek insanların yaşamlarını iyi…
Dublin, İrlanda · 18. yüzyıl • 1732 Trinity College Kütüphanesi — Long Room Trinity College…