Aslına bakarsan Hazret-i Musa ve İsa ve Hazret-i Muhammed, tesis ettikleri dinlerin ne yolda uygulama olunduklarını şimdi görseler nalet eylerler.
Siyaset ve yönetim sahasında ilerlememiz için bir engel olan yabancılara tanınmış ekonomik ve yönetimsel imtiyazların kesinlikle kaldırılması lazımdır.
Her şeyden ilkin bunlara ilerleyen ve yükselen insanlık idealini tanıtmalıdır.
Burada insanoğlu ve evler ne kadar yoksul ve mütevazı iseler, din adamları, ruhanîler ve mabedler o aşama süslü ve görkemli görünüyordu.
Ah bu vatanda her yiğide bir taş dikilseydi memleketimiz baştan sona bir kabristan olurdu.
Ey güneş! Siyah peçeli hatunun ay, sarı saçlı çocuklarınla, yıldızlarla başımızın üstünde dolaş ve bizlere doğru yolu göster! Elmaslar, gönüller, senin bakışlarınla parlarlar!
Şimdi ben kendimi kırılmış, iki bölüme bölünmüş bir yazıt sayıyorum ki, bir parçam Gönül’dür. İkimizi birleştirmeden, alın yazımızdan bir anlam çıkarmak olanaksız.
İnsanların yüreğinde hırs ve çıkar düşüncesi var oldukça, harp tehlikesi de hep olacaktır.
Fakat ben, neler neler söylemek istiyordum. Hiçbir cevap veremedim, dilim tutuldu.
Hanımefendiler, düşüncelerini, duygularını gizlemekte ustadırlar. O saklanmak istenen duyguları, sizin daha ilkin keşfetmeniz gerekirdi.
Bir hanıma karşı saygı göstermek, her adamın görevidir. Fakat benim utangaçlığım, tutukluğum niçin ileri geliyor?
En çağdaş insanlardan, en yırtıcı toplumlara dek her kavmin düşüncesine, yaşayışına bağlı olduğu dinin tesiri yadsınamaz. İnanışın yanında, cinsiyet ve milliyet ikinci derecede kalıyor.
Biz benliğimizi tanımazsak, kimse bizi tanımaya yanaşmaz. Başkasının attığını yiyen, giysisini giyen saygıyı hak etmiyor.
Ah bu vatanda her şehide bir taş dikilseydi, memleketimiz baştanbaşa bir kabristan kesilirdi ve bu türbelerin kandiller için göğün yıldızları kafi olmazdı.
Her satır bir hançer, her nokta bir kurşun şeklinde beynine saplanıyordu. Çökmüş idi. yüreğini kaplayan yakıcı bir acı göğsünü yakıyordu.
O vakit aslan şeklinde ölmenin bedelinin insan şeklinde yaşamaktan bulunduğunu anla! İnsan şeklinde yaşamaya, efendi şeklinde yaşamaya, ataların şeklinde yaşamaya karar ver.
Ya da bu duygusuz, gönülsüz, onursuz, muhabbetsiz, vatansız sürü içinde yaşayamayacağım. Öleceğim!
Her ulusun uygarlığı zekâsının, gerçeğinin, yaşayışının, tarihinin, geleneklerinin, coğrafi konumunun tesiri altındadır.
Gönül Hanım
Herhangi bir dinin kara ve kanlı perdesi, sadece bilim ve olgunlukla açılıyor ve gerçek yönü bilim ve olgunlukla aydınlığa kavuşuyor.
Burada insanoğlu ve evler ne kadar yoksul ve mütevazı iseler, din adamları, ruhanîler ve mabedler o aşama süslü ve görkemli görünüyordu.
Çağlayanlar
Ah bu vatanda her şehide bir taş dikilseydi, memleketimiz baştanbaşa bir kabristan kesilirdi ve bu türbelerin kandilleri için göğün yıldızları kâfi gelmezdi.
Türkiye yıpranmış, tozlu, ciltsiz lakin önemli, yararlı bir kitaptır. Onu okumak, tashih edip tabetmek için sabır ve merak ister.
Musikimiz, bizim durgun ruhumuzun, sakin düşüncelerimizin, uçuk benzimizin tercümanıdır.
Bu memleketin güzelliklerine göremeyerek bakıyorsunuz, şiirlerini anlamayarak dinliyorsunuz.
Dünyanın her tarafındaki taşsız mezarların, senin büyüklüğünün malikâneleridir.
Senin o tabur hâlinde bir çelik hacmi katılığında yürürken takındığın o sağlamlığı, o vakarı görüp de, sana güvenmemek, seni sevmemek mümkün değildir.
Hanım kocasından bahsettikçe “gülüm” demeyi âdet ettiğinden Ayşe’nin nişanlısına da “senin gülün” derdi.
Ey Türk bayanı ırkında ne eşi olmayan bir bolluk vardır ki hem ölümü asker yetiştirir hem Sonsuzluğa Hüner eriştirirsin.
Büyüklere karşı elit bizzat sayılmayı sevdiğindendir; itaat etmen sana itaat edilmesini istemendendir.
Evet, bu zavallı vatanın yarasını kanatan sizsiniz, sizin şeklinde onu beğenmeyenler, ona güven etmeyenler, daima onun kusurunu gören onun sevgilileridir.
Daima didin ve öğren, daima iste ve yüksel. Adil ve merhametli ol! Korkutmaktan ziyade sevdirmeye çalış.
İstedim ki bu sazın ezgisini yalnız sen duyasın. Bu acıklı iniltiler yalnız sana dokunsun.
Sevda için hanımlarda ” eğilim ve kabiliyet” olmadığı şeklinde erkekler için de ” imkân ” yoktur.
Şimdi ben de kendimi kırılmış, iki bölüme bölünmüş bir yazıt sayıyorum ki bir parçam Gönül ‘dür. İkimizi birleştirmeden alınyazımızdan bir mana çıkarmak kabil olmaz.
Her ne kadar Türk’ü kalp ve kılıç yükseltti ise de gene kalp ve kılıç devirdi.
Aslına bakarsan Hazret-i Musa ve İsa ve Hazret-i Muhammed, tesis ettikleri dinlerin ne yolda uygulama olunduklarını şimdi görseler nalet eylerler.
Ben de Gönül Hanım’a İstanbul’un da Rumca “is tin polin” doğrusu şehre yada şehirde tabirinden galat olarak alındığını anlattım.
Herhangi bir dinin siyah ve kanlı perdesi sadece ilim ve irfan ile açılıyor ve gerçek yönü ilim ve irfan ile aydınlığa kavuşuyor.
Biz benliğimizi tanımazsak, kimse bizi tanımaya tenezzül etmez. Başkasının artığını yiyen, elbisesini giyen saygıya layık değildir…
Ey Türk ili! Viran hanelerinin enkazıyla mamureler süslenir. Sen iyi mi bir ocaksın ki soğumuş küllerinde ateşler gizlidir.
Türkiye’yi aşk memleketi sananlar aldanırlar. Burası sevme sevilme duygularına elverişli bir zemin değildir.
Bu sayfada 12. Derslik Türk Dili ve Edebiyatı 1. Dönem 1. Yazılı imtihanı için altı…
2026-2027 10. Derslik Türk Dili ve Edebiyatı 1. Dönem 1. Ortak Yazılı Soruları ve Cevapları…
Edebî Akımlar Atlası TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI · ETKİLEŞİMLİ KAYNAK Edebî Akımlar Atlası Akımları ve…
Andre Gide – Hanımefendiler OkuluTür:RomanYazar:Andre GideYayınlanma Zamanı:2003Yayınevi:Sel YayıncılıkISBN:9786256462052KarakterlerEveline: Başlangıçta kocası Robert’ı idealize eden, duygusal ve…
Süre Bisikleti – Alim AdalıTür:ÇocukYazar:Alim AdalıYayınlanma Zamanı:2004Yayınevi:Can Çocuk YayınlarıISBN: 9789750703502KarakterlerAlim Bey: Damla ve Yağmur’un babasıdır. Evlatlarının merakını ve öğrenme isteğini destekleyen, onlarla beraber geçmişe seyahat icra eden, araştırmayı ve keşfetmeyi seven bir babadır.Damla: Alim Bey’in kızlarından biridir. Kardeşi Yağmur ile beraber vakit bisikletini hazırlayan, geçmişte yaşanmış olan vakaları merakla gözlemleyen ve yeni bilgiler öğrenmekten hoşlanan bir çocuktur.Yağmur: Damla’nın kardeşidir. Ablasıyla beraber vakit bisikletinin yapımında vazife alır. Babasıyla çıkmış olduğu yolculuklarda tarih öncesi insanların yaşamlarını ve buluşlarını keşfeder.Çuka: Ortalama yüz bin yıl ilkin Karain’de yaşayan, zekâsı ve üretkenliğiyle dikkat çeken bir çocuktur. İnsanların yaşamını kolaylaştıracak araçlar geliştirmeye çalışır. Balta yapmayı başararak kabile başkanının itimatını kazanır.Anin: Çuka’nın kardeşidir. Meraklı ve yaratıcı kişiliğiyle yeni buluşlara katkıda bulunur. Meyve toplamak için geliştirdiği vasıta, mızrağın ortaya çıkmasına öncülük eder.Ara: Çuka ve Anin’in babasıdır. Çocuklarıyla beraber başka topluluklara ateş yakmayı ve av araçlarını kullanmayı öğretir.Taşçı Amca: Taşları işleyerek çeşitli araçlar hazırlayan kişidir. Çuka ve Anin’in geliştirdiği mızrağın yapımına destek olur.Kabile Başkanı: Çuka’nın zekâsını ve başarısını takdir ederek ona başkanlık kolyesini veren, Anin’i ise yeni buluşundan dolayı mızrakçıbaşı duyuru eden kişidir.Damla ve Yağmur’un Anası: Ailesinin vakit yolculuklarında yaşadıklarını dinleyen ve ilerleyen bölümlerde bu yolculuklardan birine katılan karakterdir.MevzusuSüre Bisikleti, iki kardeş olan Damla ve Yağmur’un, babaları Alim Bey’in yardımıyla geliştirdikleri bir vakit bisikleti yardımıyla tarih öncesi dönemlere yaptıkları yolculukları mevzu alır. Ortalama yüz bin yıl öncesine giden aile, Karain’de yaşayan Çuka ve Anin adlı kardeşlerin günlük yaşamlarını, geliştirdikleri araçları ve insanlık tarihindeki mühim buluşları gözlemler. Kitap; merak, yaratıcılık, yardımlaşma ve sorun çözme benzer biçimde kavramları keyifli bir serüven vesilesiyle ele alırken insanlığın ilk dönemlerindeki yaşam koşullarını da okurlara tanıtır.Süre Bisikleti ÖzetiHikâye, Alim Bey’in eski bisikletini kızları Damla ve Yağmur’a vermesiyle adım atar. Alim Bey, kızlarından bu bisikleti bir vakit makinesine dönüştürmelerini ister. Kardeşler büyük bir heyecanla çalışmaya koyulur ve tüm ayrıntılarını düşünerek bir vakit bisikleti hazırlar. Babaları uyandığında ortaya çıkan vasıta karşısında şaşkınlığını gizleyemez. Üçü beraber bisiklete binerek geçmişe doğru ilk yolculuklarına çıkar.Seyahat esnasında bazı tehlikelerle karşılaşsalar da ortalama yüz bin yıl öncesine, Karain’e ulaşmayı başarırlar. Burada tarih öncesi bir toplulukta yaşayan Çuka ve Anin adlı iki kardeşle karşılaşırlar. Onları uzaktan izleyerek insanların yaşamlarını iyi…
Dublin, İrlanda · 18. yüzyıl • 1732 Trinity College Kütüphanesi — Long Room Trinity College…