Cesare Pavese (D: 9 Eylül 1908, Santo Stefano Belbo, İtalya – Ö: 27 Ağustos 1950, Torino, İtalya) İtalyan ozan, romancı, çevirmen ve eleştirmen.
İtalyan ozan ve yazar Cesare Pavese 9 Eylül 1908’de Torino civarında Santa Stefano Belbo’da dünyaya geldi, 27 Ağustos 1950’de Torino’da 42 yaşlarında intihar etti. Torino Üniversitesi’nde edebiyat öğrenimi görmüş oldu. 1930’da mezun olunca dil ve edebiyat öğretmenliği yapmış oldu. Einaudi Yayınevi’nin kurucuları içinde yer aldı.
Şiir ve romanın yanı sıra ABD edebiyatından oldukca sayıda tercüme ürünler vermiştir. La Cultura dergisinin gösterim yönetmenliği esnasında faşizme karşı çıkan yayınları sebebiyle 1935’te tutuklanarak sürgüne gönderilmiştir. Sıhhat sorunları sebebiyle İkinci Dünya Savaşı’na katılamayan Pavese bu periyodu kız kardeşinin yanında Piemont bölgesinde geçirmiştir. 1950’de Tra donne sole (Yalnız Bayanlar Içinde) adlı romanı ile Strega Ödülü’nü kazanmıştır. Pavese, 27 Ağustos 1950’de yaşamına kendi eliyle son vermiştir.
Cesare Pavese yazın yaşamına şiirle adım atmıştır. 1936’da piyasaya sürülen Lavorare stance (Çalışmak Yorar) adlı yapıtında öznel olmayan, lirizmden uzak ve düzyazı özellikleri taşıyan bir çeşit öykü–şiir yaratmayı amaçlamış, günlük konuşma dili kuşatmasında modern yaşamın insanı içine düşürdüğü acımasız ve derin yalnızlığın boyutlarını anlatmayı amaçlamıştır.
Roman:
Öykü:
Günlük:
Tecrübe etme:
Şiir:
ÇALIŞMAK YORAR
Evden kaçmak için yolu geçmeyi
yapsa yapsa bir çocuk yapar.
çocuk değil ki artık
tüm gün sokaklarda sürten bu adam
üstelik evden de kaçmıyor.
Hani yaz ikindileri vardır
meydanlar bomboş uzanır batan güneş altında,
geçip gereksiz bitkilerle bir bulvardan
durur yalnız adam.
Kıymet mi bunca yalnızlık, gittikçe daha yalnız olmak için?
Boştur yollar meydanlar yalnız gezildiğinde.
Oysa bir bayan durdurmalı
konuşup da beraber yaşamaya inandırmalı,
yoksa hep kendisiyle konuşur insan. bunun için de
kimi zaman körkütük olur geceleri
ve anlatır durmadan, anlatır yapmış olup edeceklerini.
Bu şekilde tenha meydanda bekleyerek
rastlanmaz elbet hiç kimseye, fakat dolaşırken sokakları
durduğu olur insanoğlunun şu şekilde bir.
Olsalardı iki şahıs, başka olurdu ev
sokaklarda bile. Hanım olurdu, değerdi dolaşmaya.
Gece kimsecikler kalmaz meydanda
Oradan geçen bu adam görmez
yararsız ışıklar içinden evleri
kaldırmaz artık gözlerini.
Kaldırımları dinler yalnızca
kendininkiler benzer biçimde nasırlı ellerin döşediği.
Doğru değil tenha meydanlarda kalmak.
Kesinlikle yolda olmalı o hanım
yalvarsan eve çeki seviye verecek.
Cesare PAVESE
Çeviren : Bedrettin CÖMERT
GELECEK ÖLÜM – GÖZLERİ GÖZLERİN OLACAK
Gelecek ölüm – gözleri gözlerin olacak
sabahtan akşama dek, gözünü kırpmadan,
sağırcasına, eski bir vicdan acısı benzer biçimde
saçma bir alışkanlık benzer biçimde
ardımızdan kovalayan bu ölüm
gelecek bigün
Boş bir sözden ayrımsız olacak gözlerin
aynada kendini gördüğünden ayrımsız her sabah,
suskun bir feryat, bir sessizlik olacak.
Ey sevgili ümit, o gün ikimiz de bileceğiz
hem yaşam hem hiçsin sen bile, ey sevgili ümit!
Her insana birdir bakışı ölümün
Gelecek ölüm – gözleri gözlerin olacak
bir alışkıyı bırakırcasına
ölü bir yüzün belirdiğini görürcesine aynada
kenetli bir dudağı dinlercesine
sükunet içinde ineceğiz o dipsiz burgaca.
Cesare PAVESE
Tercüme : Bedrettin Eli bol
ÖLÜM GELECEK VE SENİN GÖZLERİNLE BAKACAK
Ölüm gelecek ve senin gözlerinle bakacak –
sabahtan akşama dek, uykusuz,
sağır, eski bir pişmanlık
ya da anlam ifade etmeyen bir ayıp benzer biçimde
ardını bırakmayan bu ölüm.
Bir boş söz, bir kesik feryat,
bir sessizlik olacak gözlerin:
Bu şekilde görünür her sabah
yalnız senin üstünde
kıvrımlar eklerken aynada.
Hangi gün, ey sevgili ümit,
hepimiz de öğreneceğiz senin
yaşam bulunduğunu, hiçlik bulunduğunu.
Her insana bir bakışı var ölümün.
Ölüm gelecek ve senin gözlerinle bakacak.
Bir ayıba son verir benzer biçimde olacak,
belirmesini görür benzer biçimde
aynada ölü bir yüzün,
dinler benzer biçimde dudakları kapalı bir ağzı.
O derin burgaca ineceğiz sükunet içinde.
Cesare PAVESE
Tercüme : Cevat ÇAPAN
Dünya Edebiyatı
2026-2027 10. Derslik Türk Dili ve Edebiyatı 1. Dönem 1. Ortak Yazılı Soruları ve Cevapları…
Edebî Akımlar Atlası TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI · ETKİLEŞİMLİ KAYNAK Edebî Akımlar Atlası Akımları ve…
Andre Gide – Hanımefendiler OkuluTür:RomanYazar:Andre GideYayınlanma Zamanı:2003Yayınevi:Sel YayıncılıkISBN:9786256462052KarakterlerEveline: Başlangıçta kocası Robert’ı idealize eden, duygusal ve…
Süre Bisikleti – Alim AdalıTür:ÇocukYazar:Alim AdalıYayınlanma Zamanı:2004Yayınevi:Can Çocuk YayınlarıISBN: 9789750703502KarakterlerAlim Bey: Damla ve Yağmur’un babasıdır. Evlatlarının merakını ve öğrenme isteğini destekleyen, onlarla beraber geçmişe seyahat icra eden, araştırmayı ve keşfetmeyi seven bir babadır.Damla: Alim Bey’in kızlarından biridir. Kardeşi Yağmur ile beraber vakit bisikletini hazırlayan, geçmişte yaşanmış olan vakaları merakla gözlemleyen ve yeni bilgiler öğrenmekten hoşlanan bir çocuktur.Yağmur: Damla’nın kardeşidir. Ablasıyla beraber vakit bisikletinin yapımında vazife alır. Babasıyla çıkmış olduğu yolculuklarda tarih öncesi insanların yaşamlarını ve buluşlarını keşfeder.Çuka: Ortalama yüz bin yıl ilkin Karain’de yaşayan, zekâsı ve üretkenliğiyle dikkat çeken bir çocuktur. İnsanların yaşamını kolaylaştıracak araçlar geliştirmeye çalışır. Balta yapmayı başararak kabile başkanının itimatını kazanır.Anin: Çuka’nın kardeşidir. Meraklı ve yaratıcı kişiliğiyle yeni buluşlara katkıda bulunur. Meyve toplamak için geliştirdiği vasıta, mızrağın ortaya çıkmasına öncülük eder.Ara: Çuka ve Anin’in babasıdır. Çocuklarıyla beraber başka topluluklara ateş yakmayı ve av araçlarını kullanmayı öğretir.Taşçı Amca: Taşları işleyerek çeşitli araçlar hazırlayan kişidir. Çuka ve Anin’in geliştirdiği mızrağın yapımına destek olur.Kabile Başkanı: Çuka’nın zekâsını ve başarısını takdir ederek ona başkanlık kolyesini veren, Anin’i ise yeni buluşundan dolayı mızrakçıbaşı duyuru eden kişidir.Damla ve Yağmur’un Anası: Ailesinin vakit yolculuklarında yaşadıklarını dinleyen ve ilerleyen bölümlerde bu yolculuklardan birine katılan karakterdir.MevzusuSüre Bisikleti, iki kardeş olan Damla ve Yağmur’un, babaları Alim Bey’in yardımıyla geliştirdikleri bir vakit bisikleti yardımıyla tarih öncesi dönemlere yaptıkları yolculukları mevzu alır. Ortalama yüz bin yıl öncesine giden aile, Karain’de yaşayan Çuka ve Anin adlı kardeşlerin günlük yaşamlarını, geliştirdikleri araçları ve insanlık tarihindeki mühim buluşları gözlemler. Kitap; merak, yaratıcılık, yardımlaşma ve sorun çözme benzer biçimde kavramları keyifli bir serüven vesilesiyle ele alırken insanlığın ilk dönemlerindeki yaşam koşullarını da okurlara tanıtır.Süre Bisikleti ÖzetiHikâye, Alim Bey’in eski bisikletini kızları Damla ve Yağmur’a vermesiyle adım atar. Alim Bey, kızlarından bu bisikleti bir vakit makinesine dönüştürmelerini ister. Kardeşler büyük bir heyecanla çalışmaya koyulur ve tüm ayrıntılarını düşünerek bir vakit bisikleti hazırlar. Babaları uyandığında ortaya çıkan vasıta karşısında şaşkınlığını gizleyemez. Üçü beraber bisiklete binerek geçmişe doğru ilk yolculuklarına çıkar.Seyahat esnasında bazı tehlikelerle karşılaşsalar da ortalama yüz bin yıl öncesine, Karain’e ulaşmayı başarırlar. Burada tarih öncesi bir toplulukta yaşayan Çuka ve Anin adlı iki kardeşle karşılaşırlar. Onları uzaktan izleyerek insanların yaşamlarını iyi…
Dublin, İrlanda · 18. yüzyıl • 1732 Trinity College Kütüphanesi — Long Room Trinity College…
Altıncı sual 30 puandır. Aşağıdaki ölçütler birbirinden bağımsız değerlendirilir. Boş yada tümüyle ilgisiz yanıt 0…