Mevzusu
Roman, hafızasını yitirmiş bir insanın kimliğini ararken kendisini bir takım garip ve simgesel cinayetin ortasında bulmasını mevzu alır. Psikiyatrist Mathias Freire, bu adamı incelerken aslına bakarsak kendi geçmişinin de karanlık ve parçalanmış bulunduğunu farkına varır. Roman, kimlik, bellek kaybı ve insanoğlunun içindeki kötülüğün deposu üstüne ruhsal bir gerilim hikayesi sunar.
Roman, Fransa’da bir tren istasyonunda hafızasını tamamen yitirmiş bir insanın bulunmasıyla adım atar. Aynı gece işlenen son aşama garip bir katliam – kurbanın başına bir boğa kafası yerleştirilmesi – olayın basit bir olay olmadığını gösterir. Kimliği belirsiz bu adam, psikiyatrist Mathias Freire’in çalmış olduğu hastaneye getirilir.
Mathias, hastanın durumunun “bavulsuz yolcu” sendromu olabileceğini düşünür; kısaca şahıs ağır bir travma sonrası geçmiş kimliğini tamamen silip yeni bir kimlik yaratmıştır. Sadece kısa sürede bu insanın verdiği kimliğin düzmece olduğu ortaya çıkar. Vakası araştıran polis Anaïs Chatelet ile Mathias içinde hem ustalaşmış hem de duygusal bir bağ gelişirken, katliam ile hafızasız adam içinde bir bağlantı olabileceği şüphesi giderek güçlenir.
Soruşturma derinleştikçe vakalar beklenmedik bir yöne evrilir. Mathias, yalnızca hastasını değil, aslına bakarsak kendi zihnini de sorgulamak zorunda kalır; bu sebeple kendisinin de bellek kaybı yaşamış olduğu ve geçmişine dair mühim boşluklar olduğu ortaya çıkar. Bu noktadan sonrasında roman, klasik bir “katil kim?” sorusundan uzaklaşıp “katil ben olabilir miyim?” sorusuna dönüşür. Mathias’ın değişik zamanlarda değişik kimliklerle yaşamış olabileceği anlaşılır. Sanki yaşamı süresince birden fazla şahıs olmuş gibidir. Her yeni ipucu, onun geçmişte başka bir kimliğe büründüğünü ve travmalar sebebiyle devamlı kendini tekrardan yarattığını gösterir.
Bu süreçte hem polis tarafınca şüpheli olarak aranır hem de gizemli güçler tarafınca takip edilir. Fransa’nın değişik yerlerinde geçen kaçış ve araştırma süreci süresince Mathias, eski izlerini sürer, kendisini tanıyan insanlara ulaşmaya çalışır ve cinayetlerin ardındaki simgesel anlamları çözmeye yaklaşır. Boğa figürü ve mitolojik göndermeler, olayların yalnız fizyolojik değil, hem de ruhsal ve simgesel bir boyuta haiz bulunduğunu ortaya koyar.
Romanın sonunda Mathias’ın geçmişi ve değişik kimlikleri arasındaki bağlantılar yavaş yavaş açığa çıkar. Cinayetlerin ardındaki gerçek ve katilin kimliği netleşir. Sadece bu çözüm klasik polisiye romanlardaki benzer biçimde kolay ve rahatlatıcı değildir. Aksine, kimlik teriminin ne kadar kırılgan ve değişken olabileceğini gösteren sarsıcı bir tablo ortaya çıkar. Mathias’ın kim olduğu sorusu, tek bir cevaptan ziyade parçalanmış bir benliğin toplamı olarak anlam kazanır.
Böylece roman, yalnız bir kabahat hikayesi değil, insan zihninin karanlık taraflarını, travmanın bireyi iyi mi dönüştürebileceğini ve “kişilik” teriminin ne kadar belirsiz olabileceğini sorgulayan derin bir ruhsal anlatı olarak tamamlanır.
Kurtulmak için tek çarem var:diğerinden kaçmak.
Peki ya diğeri de bensem?
(Tanıtım Bülteninden)
💬
İçeriği iyi mi buldun?
Tek dokunuşla tepkini bırak, öteki okurlar da görsün.
0
😍0
😢0
😡0
👍0
👎0
Okur tepkileri içerik standardını görmemize destek sunar.
Kültürel Miras Nedir? Kültürel miras, geçmiş kuşaklardan devralınan, bir toplumun tarihini, yaşam biçimini, bilgisini ve…
Güzel duyu Nedir? Bir ağıt insanı hüzünlendirirken niçin dönerek dönerek dinlenir? Bir romandaki rahatsız edici…
İvan Gonçarov İvan Aleksandroviç Gonçarov (1812-1891), 19. yüzyıl Rus edebiyatının mühim gerçekçi romancılarından biridir. İnsan…
Satranç, iki oyuncu içinde 64 kareli bir tahta üstünde oynanan, strateji ve düşünme becerisine dayalı…
Radyo Tiyatrosu Bir kapı gıcırdar, uzaktan bir tren düdüğü duyulur. Peşinden telaşlı bir ses sessizliği…
İsmail Dümbüllü İsmail Dümbüllü, orta oyunu ile tulûat geleneğini 20. yüzyıla taşıyan en mühim Türk…