Dünyanın tüm kitapları doyuramaz kafamın açlığını.
Bencilliği ortadan kaldırırsanız geriye evrensel sevgi kalır.
Dünyanın tüm kitapları doyuramaz kafamın açlığını. Neler neler okumadım! Fakat gene de kafamın açlığından ölüyorum… Anlayışım arttıkça, bilgim eksiliyor.
Yoksulluk insanları alçaltır, hileye, hırsızlığa, yalancılığa, serseriliğe götürür; onlarda yurt sevgisini azaltır. Zenginlikse, gururlu, bilgisiz, küstah, hain, palavracı, egoist ve iftiracı yapar.
İçinde yaşadığım şafaksız gecenin bir sabaha ermesini istemiyorum. Bu şekilde bir sabahın sonu gecedir.
Kafamın içindeyim tıpkı bir yumruk benzer biçimde ve dünyanın tüm kitaplarını yiyorum, sonsuz iştahımı kesmiyorlar.
Dünya devasa bir hayvandır: insan onun bağrında yaşar, tıpkı biz insanların karnında yaşayan kurtlar benzer biçimde.
Ayıbın ve ahlaksızlığın bir okulundan çıkar benzer biçimde bu aylaklık ve tembellikten devleti çürümeye ve yozlaşmaya sürükleyen tefessüh etmiş (bozulmuş/kokuşmuş) özneler ve fena insanoğlu sürüsü türeyip durmaktadır.
Bu sebeple onlara gore, savaşın amacı düşmanı yok etmek değil, daha iyi hale getirmektir.
Yurt sevgisi kişisel çıkardan vazgeçildiği seviyede artar.
Güneş Ülkelilere gore fenalık, ana babalardan küçüklere suçtan fazlaca ceza biçiminde geçmiştir.
İşte, orada (hususi) iyelik olmadığından, bencillik, kendini düşünme özelliği amaçsız, işe yaramaz bir hale geldiği için, ortak varlığa (topluma) kalan artık yalnız sevgidir.
Yalana verilen izin, dünyayı yıkıma götürür, erdemli hareketin gölgede kalmasına neden olur; korku ve dalkavuklukla haksız yere değersizler yüceltilmiş olur.
Ve derler ki ayaklar için yürümek onur vericidir, gözler için de bakmak ve bir işte çalışan şahıs de onurlu bir iş yapmaktadır.
Gerek bilimler, gerek devlet mevkileri gerekse dünyevi nimetler o şekilde iyi paylaştırılmış ki, asla kimse hiçbir şeyi kendisine mal etmeye çalışmıyor.
Güneş ülkesi insanlığın bitmeyen bir umududur, daha da önemlisi hala koruduğu ve ulaşmaya çalmış olduğu tek umuttur.
İnsanlar günde dört saatten fazla çalışmıyor. Kalan zamanlarını güle oynaya öğrenmeye veriyorlar, tartışıyorlar, okuyorlar, anlatıyorlar, yazıyorlar, yürüyüş yapıyorlar, zihin jimnastiği yapıyorlar, gövde eğitimi yapıyorlar, üstelik sevinç içinde.
İncil’den ilkin Tanrı’nın başka bir büyük kitabı vardı; yaratma eylemine başladığı altı gün süresince silinmez harflerle yazdı. Bu tabiatın kitabıydı.
Kültürel Miras Nedir? Kültürel miras, geçmiş kuşaklardan devralınan, bir toplumun tarihini, yaşam biçimini, bilgisini ve…
Güzel duyu Nedir? Bir ağıt insanı hüzünlendirirken niçin dönerek dönerek dinlenir? Bir romandaki rahatsız edici…
İvan Gonçarov İvan Aleksandroviç Gonçarov (1812-1891), 19. yüzyıl Rus edebiyatının mühim gerçekçi romancılarından biridir. İnsan…
Satranç, iki oyuncu içinde 64 kareli bir tahta üstünde oynanan, strateji ve düşünme becerisine dayalı…
Radyo Tiyatrosu Bir kapı gıcırdar, uzaktan bir tren düdüğü duyulur. Peşinden telaşlı bir ses sessizliği…
İsmail Dümbüllü İsmail Dümbüllü, orta oyunu ile tulûat geleneğini 20. yüzyıla taşıyan en mühim Türk…