Kategoriler: Genel

Bir biraya 55 bin pound (2,5 milyon TL) ödeyen gazetecinin ibretlik hikayesi: ‘Eşim ertesi sabah aradı’

Bir otelde bira içtiğinizi, karşılığında ise kredi kartınızdan çekilen paranın 2,5 milyon TL’ye yakın bir ücret bulunduğunu hayal edin. Adeta bir cümlelik kısa metrajlı gerilim filmi tadında, değil mi? Avustralyalı kriket gazetecisi Peter Lalor’un başına tam olarak bu geldi.

İngiltere’nin Manchester şehrinde, bir otelin lobisinde futbol karşılaşması izlerken başından geçenleri The Guardian’a söyledi. Şimdi sözü Lalor’a bırakalım:


“Sydney’de yaşayan bir kriket gazetecisiyim. 2019 senesinde, Ashes (Avustralya ve Yeni Zelanda içinde yarışılan bir futbol kupası) müsabakasını izlemek için Manchester’daydım. Akşam yemeğinden sonrasında bir bira içmek için Malmaison adlı otelde kaldım.

Barda birkaç kriket oyuncusu vardı, onlarla söyleşi ederken bir taraftan da dikkatim dağılmış bir halde biranın parasını ödemek için kartımı okuyucuya dokundurdum. Barmen çalışmadığını söylemiş oldu, yine yapmamı ve şifremi girmemi istedi. Söylediklerini yaptım, sonrasında alıntı isteyip istemediğimi sordu. Ben asla fiş almam. Para mevzusunda birazcık dikkatsizim, ek olarak gözlüklerimi de takmamıştım.

İlk başta ‘hayır’ dedim fakat o uzaklaşırken konuşmasında bir tuhaflık sezinledim ve fişi istedim. Fişin çıktısını alan barmen, şaşkınlık ifadesiyle elini ağzına götürdü. Probleminin ne işe yaradığını sormuş oldum ve “Olması imkansız!” deyip durdu. Telaşlandım. Faturayı bana gösterdi ve 55 bin sterlinin birazcık üstünde bir ödeme yapıldığını gördüm. Dedim ki: “Tanrım, bunu düzelteceksin, değil mi?”

Altı ay ilkin biri kartımı çalmıştı ve bankam beni arayarak birinin Sydney’in batı banliyölerinde altılı bira paketi almaya çalıştığını söylemişti. Genel anlamda bira aldığım bir yer değildi, bu yüzden ödemeyi onaylamadılar. O gün şu şekilde düşündüm: Bir bankanın bir bira için 55 bin sterlinlik bir harcama çıkarması mümkün değil. Bar müdürüyle konuştum ve bana bunun kendi hataları bulunduğunu, tekrar bu şekilde bir durumla karşılaşmayacağımı söylemiş oldu.

Bu zamana kadar kitaplar yazdım, çocuklar yetiştirdim ve her insana karşı nazik olmaya çalıştım, fakat gömüt taşımda şu şekilde yazacak: Burada bir bira için 55 bin sterlin ödeyen adam yatıyor.

Ertesi sabah eşim beni aradı ve bir gece ilkin ne yaptığımı sordu. Manchester’ı sevdiğimi biliyordu ve şehirde bir ev için peşinat yatırdığımı düşünüyordu. Bana banka hesabımızda 102.500 Avustralya Doları (A$) noksan bulunduğunu söylemiş oldu (bir bira için 100.000 A$, banka harcamalarıyla beraber toplam 102.500 A$). Ertesi gece bunu konuşmak için bara geri döndüm, hatayı icra eden şahıs beni görünce firar etti.

Sanırım olan şey, ben pin kodumu girerken fiyatın sonuna bazı rakamların eklenmiş olmasıydı. Bu muhtemelen barın hatasıydı fakat gene de gözlüklerimi takmalıydım.

O sırada Avustralya gazetesinin kriket muhabiriydim. Onları aradım ve yaşadığım şeyin keyifli bir öykü olabileceğini düşünerek olanları anlattım. Pek ilgilenmediler, ben de tweet attım. Şimdiye kadar asla bu şekilde bir tepki görmemiştim. İngiltere’deki her gazeteden, Avustralya’daki her radyo istasyonundan ve gazeteden telefon aldım. Los Angeles’taki bir dostum beni aradı bu sebeple haber CNN’deydi. Ben eski kafalı bir gazeteciyim ve bana “Bu meslekte haber sen değilsin” diye öğretilmişti, bu yüzden bana karşı gösterilen ilgiyi birazcık acayip buldum.

Mütevazı bir gazetecinin banka hesabında iyi mi bu kadar oldukça para olduğuna dair şüpheler vardı fakat bu benim ipoteğime bağlı bir kredili mevduat hesabıydı. O bira için evimin parasının yarısını ödedim.

Sonunda tüm parayı geri aldık fakat bu iki ya da üç hafta kadar sürdü ve hepsi bir seferde gelmedi.

Şimdi gazeteci dostum Gideon Haigh ile beraber Cricket et Al adlı bir podcast yayınlıyoruz. Geçen yıl, vakası yaşadığım yeri yine ziyaret etmek ve oradan bir bölüm kaydetmek için o otele geri döndük. Aynı yine görmek birazcık garip hissettirdi. Aynı içeceği sipariş ettim fakat bu sefer benden istenen ücret mevzusunda daha temkinliydim.

Bu öykü hayatımın sonuna kadar peşimi bırakmayacak. Birisi “en azından 100.000 A$’lık bira değil” demeden hiçbir şeyin fiyatından bahsedemem. Tek istediğim rahat bir gece içkisiydi.

Bir bakıma, bu şekilde olduğundan mutluyum. Hayatta, sizi ötekilerden ayıran bir şeyi başarmak istersiniz. Yarım düzine kitap yazdım, kriket yazarlığı yaptım, çocuk yetiştirdim ve nazik olmaya çalıştım fakat gömüt taşımda şu şekilde yazacak: “Burada bir bira için 100.000 dolar ödeyen adam yatıyor.” Bu hayatımda başıma gelen en mühim şey. Penisilini buluş eden ya da Ulysses’i yazan adam, hatta hakikaten iyi bir kriket yazarı olmak muhtemelen daha iyi olurdu, fakat hayır; ben dünyanın en pahalı birasını içen adamım.”


Kaynak: TheGuardian / Yapıt Şahin tarafınca Türkçeleştirildi

Bul-Tikla

Son Yazılar

Kültürel Miras Nedir? – Türk Dili ve Edebiyatı

Kültürel Miras Nedir? Kültürel miras, geçmiş kuşaklardan devralınan, bir toplumun tarihini, yaşam biçimini, bilgisini ve…

2 gün ago

Estetik Nedir? – Türk Dili ve Edebiyatı

Güzel duyu Nedir? Bir ağıt insanı hüzünlendirirken niçin dönerek dönerek dinlenir? Bir romandaki rahatsız edici…

2 gün ago

İvan Gonçarov – Türk Dili ve Edebiyatı

İvan Gonçarov İvan Aleksandroviç Gonçarov (1812-1891), 19. yüzyıl Rus edebiyatının mühim gerçekçi romancılarından biridir. İnsan…

2 gün ago

Satranç Nedir? Tarihi, Özellikleri – Türk Dili ve Edebiyatı

Satranç, iki oyuncu içinde 64 kareli bir tahta üstünde oynanan, strateji ve düşünme becerisine dayalı…

2 gün ago

Radyo Tiyatrosu ve Özellikleri – Türk Dili ve Edebiyatı

Radyo Tiyatrosu Bir kapı gıcırdar, uzaktan bir tren düdüğü duyulur. Peşinden telaşlı bir ses sessizliği…

3 gün ago

İsmail Dümbüllü – Türk Dili ve Edebiyatı

İsmail Dümbüllü İsmail Dümbüllü, orta oyunu ile tulûat geleneğini 20. yüzyıla taşıyan en mühim Türk…

6 gün ago