Sadakat gri değil, siyah ya da beyaz. Ya tamamen sadıksın ya da hiç değilsin.
Kendimi dudaklarındaki çizgiye kadar çitle çevrilmiş, ayva ağaçlarıyla etraflandırılmış bir bahçede gibi hissediyordum.
Senin mutlu olman için son kalp atışında bile yanında olacağım, bu bozgun çağda.
Sana her geçen zaman daha çok alışıyorum Frau. Uzun yıllar boyunca seninle uyanma düşüncesi yüreğimi ısıtıyor.
Eğer kendi kendinize inanıyorsanız, diğer kimseler de size inanacaktır.
Tam aşkını bulduğun an yaşamayı ihmal etme. Korkma onu yaşamaktan.
Bazı insanlar alçakgönüllüdür. Bazıları ise alçak olmaya gönüllüdür.
Olmuyorsa zorlamanın anlamı yok derler. Ama söz geçirebilir misin yüreğine?
Ruhum bedenimden ince ince sızıyor. Maviliklerin üzerinde yüzen bulutlara buhar oluyordu. Ama bir daha yağmamak üzere…
Gerçekten Aziz Vitus’ un gazabı mıydı Frau’ya gelen musallat, yoksa Aziz Vitus ile salgına bulunan çare miydi bu çılgın hareketli ruhları temizleyen?
Güzel bir sevginin içinde olmak için, kusursuz aramakla değil kusurları hoş görmeyi öğrenmekle başlaman lazım.
Gözleri, cennetteki tüm çiçekleri barındırdığından kendimi bu bahçenin çevresinden çıkartamıyor, kıyısında köşesinde dahi gezintiyi aksatmak istemiyordum.
Kimse kimsenin sahibi ve kölesi değildir. Sevgini, saygınla birleştirecek, sende olanı emanet göreceksin.
Mutluluk belki de ne denizlerin maviliği kadar uçsuz bucaksız, ne de bulutların maviliği kadar yüksek bir şeydi.
Senin gözlerinde kaybolduğum o bahçedeki çiçekler gibi olmasa da, Bir gün bahçesinde açan bu kırmızı laleyi getirdim sana…
Alınganlık, kaçan bir trenin arkasından bakakalmaktır.
Hayata pozitif bakan ve fırsatları gören bir insan sorunları dağa çıkarmaz, aksine dağdan indirir.
Ruhunun ele geçirilebileceğini düşünenler tehlike altında olur.
Ben ölene kadar yanında olacağım. Bunun sözünü veriyorum. Ben varken kimse bizim mutluluğumuza engel olamayacak!
Kocasına verdiği söze olan sadakatsizliğini, yüreğindeki kavurucu sıcaklık ile derinden hissetmeye başlıyordu.
Sana her geçen zaman daha çok alışıyorum Frau. Uzun yıllar boyunca seninle uyanma düşüncesi yüreğimi ısıtıyor.
Frau
Hangi çağda olursa olsun, kadına biçilen rol değişmedi, Namus her daim kadın üzerinden kendine yer buldu, hiç bir zaman kendi olamadı.
Ruhunun ele geçirilebileceğini düşünenler tehlike altında olur…
Hep sana sarıldım, sana tutundum. Şimdi de sana tutulmak istiyorum.
Bu bedenim ya toprak olursa! Hem de Herr’i dinlememe in azabıyla! Üstelik onu çok seviyorken yalnız bırakmam beni fazlasıyla kahreder.
Frau ve Herr gözleri yaşlı evlerine bakıyor, mutlu, güzel günlere dalıp gidiyorlardı…
Dil-Küşa
Bazı geçmişlere geç kalınır, geçmişin sükûta uğradıkça.
İki kadim dost onlar. Ufacık bir dalgada sandalları alabora olmaz, olamaz.
Kitapları yüreğine yaklaştırıyor, orada sımsıkı sarmalıyordu.
Gözleri, cennetteki tüm çiçekleri barındırdığından kendimi bu bahçenin çevresinden çıkartamıyor, kıyısında köşesinde dahi gezintiyi aksatmak istemiyordum.
Herkesin penceresi tıpkı kalbi gibi. Kiminin ki öfke, kavga, kin, nefret. Kiminin ki dört mevsim bahar, aşk, sevgi, şefkat, merhamet.
Sen Bir Şey Değil Her Bir Şeysin
Hayata pozitif bakan ve fırsatları gören bir insan sorunları dağa çıkarmaz, aksine dağdan indirir.
Sahi aşk neydi? Bir bakış, önemsenme, sevilme miydi? Ya da bir hareket, bir duruş muydu?
Biliyor musun? Birbirine veya bir şeye tüm kalbiyle bağlı insanlar en mutlu insanlardır.
Sen kalbinin saflığına tutunmaya devam et. Çünkü onlar bilmiyorlar, saf olmanın dünyanın en güzel şey olduğunu!
Mutsuz evliliklerin mutlu evliliklere, boşanmaların mutlu yuvalara, sevgisizliğin aşka evrilmesi ümidiyle…
Güven dağ gibidir. Kendini o dağın gölgesine dahi bıraksan kendini güvende hissedersin.
Aşk, yaşamının her bir karesine onu yerleştirmektir. Ağacın yapraklarının dökülmesiyle, filizlenmesi arasındaki mesafedir. Güneşin batmasının, tekrar doğacağına işaretidir aşk.
Bu sayfada 12. Derslik Türk Dili ve Edebiyatı 1. Dönem 1. Yazılı imtihanı için altı…
2026-2027 10. Derslik Türk Dili ve Edebiyatı 1. Dönem 1. Ortak Yazılı Soruları ve Cevapları…
Edebî Akımlar Atlası TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI · ETKİLEŞİMLİ KAYNAK Edebî Akımlar Atlası Akımları ve…
Andre Gide – Hanımefendiler OkuluTür:RomanYazar:Andre GideYayınlanma Zamanı:2003Yayınevi:Sel YayıncılıkISBN:9786256462052KarakterlerEveline: Başlangıçta kocası Robert’ı idealize eden, duygusal ve…
Süre Bisikleti – Alim AdalıTür:ÇocukYazar:Alim AdalıYayınlanma Zamanı:2004Yayınevi:Can Çocuk YayınlarıISBN: 9789750703502KarakterlerAlim Bey: Damla ve Yağmur’un babasıdır. Evlatlarının merakını ve öğrenme isteğini destekleyen, onlarla beraber geçmişe seyahat icra eden, araştırmayı ve keşfetmeyi seven bir babadır.Damla: Alim Bey’in kızlarından biridir. Kardeşi Yağmur ile beraber vakit bisikletini hazırlayan, geçmişte yaşanmış olan vakaları merakla gözlemleyen ve yeni bilgiler öğrenmekten hoşlanan bir çocuktur.Yağmur: Damla’nın kardeşidir. Ablasıyla beraber vakit bisikletinin yapımında vazife alır. Babasıyla çıkmış olduğu yolculuklarda tarih öncesi insanların yaşamlarını ve buluşlarını keşfeder.Çuka: Ortalama yüz bin yıl ilkin Karain’de yaşayan, zekâsı ve üretkenliğiyle dikkat çeken bir çocuktur. İnsanların yaşamını kolaylaştıracak araçlar geliştirmeye çalışır. Balta yapmayı başararak kabile başkanının itimatını kazanır.Anin: Çuka’nın kardeşidir. Meraklı ve yaratıcı kişiliğiyle yeni buluşlara katkıda bulunur. Meyve toplamak için geliştirdiği vasıta, mızrağın ortaya çıkmasına öncülük eder.Ara: Çuka ve Anin’in babasıdır. Çocuklarıyla beraber başka topluluklara ateş yakmayı ve av araçlarını kullanmayı öğretir.Taşçı Amca: Taşları işleyerek çeşitli araçlar hazırlayan kişidir. Çuka ve Anin’in geliştirdiği mızrağın yapımına destek olur.Kabile Başkanı: Çuka’nın zekâsını ve başarısını takdir ederek ona başkanlık kolyesini veren, Anin’i ise yeni buluşundan dolayı mızrakçıbaşı duyuru eden kişidir.Damla ve Yağmur’un Anası: Ailesinin vakit yolculuklarında yaşadıklarını dinleyen ve ilerleyen bölümlerde bu yolculuklardan birine katılan karakterdir.MevzusuSüre Bisikleti, iki kardeş olan Damla ve Yağmur’un, babaları Alim Bey’in yardımıyla geliştirdikleri bir vakit bisikleti yardımıyla tarih öncesi dönemlere yaptıkları yolculukları mevzu alır. Ortalama yüz bin yıl öncesine giden aile, Karain’de yaşayan Çuka ve Anin adlı kardeşlerin günlük yaşamlarını, geliştirdikleri araçları ve insanlık tarihindeki mühim buluşları gözlemler. Kitap; merak, yaratıcılık, yardımlaşma ve sorun çözme benzer biçimde kavramları keyifli bir serüven vesilesiyle ele alırken insanlığın ilk dönemlerindeki yaşam koşullarını da okurlara tanıtır.Süre Bisikleti ÖzetiHikâye, Alim Bey’in eski bisikletini kızları Damla ve Yağmur’a vermesiyle adım atar. Alim Bey, kızlarından bu bisikleti bir vakit makinesine dönüştürmelerini ister. Kardeşler büyük bir heyecanla çalışmaya koyulur ve tüm ayrıntılarını düşünerek bir vakit bisikleti hazırlar. Babaları uyandığında ortaya çıkan vasıta karşısında şaşkınlığını gizleyemez. Üçü beraber bisiklete binerek geçmişe doğru ilk yolculuklarına çıkar.Seyahat esnasında bazı tehlikelerle karşılaşsalar da ortalama yüz bin yıl öncesine, Karain’e ulaşmayı başarırlar. Burada tarih öncesi bir toplulukta yaşayan Çuka ve Anin adlı iki kardeşle karşılaşırlar. Onları uzaktan izleyerek insanların yaşamlarını iyi…
Dublin, İrlanda · 18. yüzyıl • 1732 Trinity College Kütüphanesi — Long Room Trinity College…