Kitabın Adı Yüzüncü Ad
Kitabın Yazarı Samih Rifat
Yayınevi ve basım tarihi YKY / MAYIS 2001
1.KİTABIN KONUSU: Baldessera Embriaco adında birinin “yüzüncü ad” adlı kitabın ardından yola çıkmasıyla beraber başından geçen ilginç olaylar.
2.KİTABIN ÖZETİ: Herşey 1648 yılında Evdokim adlı bir Rus’un ta Moskova’dan kalkıp Libya’nın Cübeyl ilinde eski bir antika dükkanı ve kitapçısı olan Baldessera Embriaco’ya “Yüzüncü Ad” adlı kitabı sormasıyla başlar. Rusu Cübeyl’ e getiren kendi ülkesinde yayınlanan “Gerçek ve Ortodoks Dininin Tek Kitabı” adlı kitaptır. Bu kitaba göre 1666 yılında dünyanın sonu gelecektir. Bu sonu engelleyecek tek şey ise Allah’ın yüzüncü adının yazıldığı idddia edilen Yüzüncü Ad adlı kitaptır. Ama Rus aradığını bulamaz, fakat garip bir şekilde ilerleyen yıllarda bir çok kişi Embrioca’nın dükkanına gelerek Yüzüncü Ad’ı sorar ve sonunda 1665 yılına gelinir. Artık canavarın yılına bir yıl kalmıştır ve dünyanın sonunu geldiğine dair söylentiler dilden dile dolaşmaktadır. Bazıları bunu saçma bulurlar ama bazıları iyiden iyiye kendini kaptırmıştır ve korku içindedir.
Bir gün 7-8 yıl önce Cübeyl’e yerleşmiş olan ve birşeylerden kaçmış olduğu belli olan İdris adlı bir Müslüman Embrioca’ya gelerek eski ve değeri olmayan bir kitabı satmasını ister. Embriaco adama acır ve kitabı sattığını söyleyerek ona kitabın değerinin üstünde para verir adam buna karşılık olarak Embriaco’ya bir kitap verir. Bu kitap Yüzüncü Ad’ın ta kendisidir . Embriaco şaşkınlık içine düşer hemen okumak için dükkanına gider ama ne yazık ki tam kitabı okurken Fransa saray görevlisi olan Marmontel adlı bir soylu kitabı görür ve satın almak ister. Embriaco bu pek değerli kitabı satmak istemese de adam Fransa’yı temsil ettiği için ona hayır diyemez ve kitabı satar. Ertesi gün İdris’in öldüğü haberi kalır ve Yüzüncü Ad ile ilgili sorular cevapsız kalır. Embriaco, kendisini dünyanın sonunun geldiğine iyice kaptırmış olan büyük yiğeninin etkisiyle ve biraz da kendi pişmanlıktan dolayı küçük ve büyük yeğeniyle birlikte Marmontel’in peşine,İsatanbul’a, düşerler. İstanbul’a giderken dünyanın sonuyla ilgili ilginç olaylarala karşılaşırlar. Ama bunlardan farklı ve daha da ilginç olanı ise Marta’dır. Marta, Embriaco’nun zamanında evlenmek isteyip de evlenemediği kadındır, çünkü Marta bir korsanla evlenmeyi istemiştir. Fakat şimdi Marta kocasını yıllardır bulamamaktadır ve artık öldüğüne dair bir belgeyi almak için İstanbul’a gitmektedir. Zamanla Embriaco ile Marta arasında bir aşk alevlenmeye başlar ve Marta’nın eski kocasının öldüğüne dair belgeyi alıp evlenme kararı alırlar.
Embriaco İstanbul’a geldiğinde Marmontel’in gemisinin İzmir civarlarında korsanlar tarafından yağmalanıp batırıldığını öğrenir ve kitaptan ümidini keser bu arda Marta da ölüm belgesini alamaz ve şansını kocasının son görüldüğü yer olan Sakız Adası’nda denemek ister. Embriaco, Marta ve iki yeğeni İzmir’e giderler. İzmir’de kaderin bir cilvesi olarak Embriaco İzmir ‘de tanıştığı bir arkadaşının evinde Marmontel’e kitabı satarken bir jest olarak verdiği yontucuğu bulur ve ona bunu nerden bulduğunu sorar. arkadaşı onu bir İngiliz arkadaşından aldığını ve arkadaşını da sabah İngiltere’ye aceleyle yola çıktığını söyler. Artık çok geçtir ve İngiltere’ye gitmeye hiç niyetli değildir ve o an için Yüzüncü Ad macerası kapanır. Artık tek yapmak istediği Marta’nın kocasının öldüğüne dair bir kanıt bulmaktır ve bu kanıtı bulmak için Sakız’a Marta ile beraber giderler, ama işler hiç umulduğu gibi gitmez. çünkü Marta’nı kocası yaşıyordur. Bunun üzerine Marta Kocasının evine ayrıldıklarını onaylatmak için tek başına gider çünkü kocasının yeni bir karısı vardır ama bir gün boyunca gelmez, Embriaco iki yeniçeriyle birlikte Marta’nın kocasının evine gider. Marta’ya bir şeyler olmuştur tüm yalvcarmalara rağmen geri dönmez. bunun üzerine iki yeniçeri yalan beyanda bulunmkatan Embriaco’yu tutuklarlar ve bir gemiye gözleri elleri bağlı olarak Cenova’ya sakız kaçakçılığı yapan bir gemiye koyarlar.
Cenova bir Cenevizli olan Embriaco’nun atalarının çok eski yıllarda yaşadığı ve şehrin en zengini ve en ihtişamlı sülalesi olduğu şehirdir. Geminin kaptanına kendisini tanıtır ve kaptan onu saygıyla karşılar ve onu Cenova’ya geldiklerinde eskiden Embriacoların hizmetinde bulunmuş, onların sayesinde şimdi şehrin en zengini olmuş Gregerio Mangiavacci ile tanıştırır. Adam onu evinde uzun bir süre en yi şekilde arar Cenova’da kalıp kızıyla evlenmesi için ısrar eder. Ama Embriaco’nun aklı Marta ve iki yeğenindedir. Bu sebepten Marta’nın tehdit edildiği inancını taşıyarak Sakız’a döner ama Marta onu reddeder. Embriaco’nun dünyası mahvolur ve Cenova’ya geri döner.
Gregerio, Embriaco’dan şirketinin bir kısmına sahip olan bir adama bir zarf teslim etmesini ister. Teslim edeceği yer Portekiz’dedir, bu yüzden kabul etmez ama Gregerio ona bir oyun oynar ve gitmek zorunda kalır Portekiz’ e gelince zarfı teslim eder ve zarf karşılığında yüklü bir miktar para alır. Artık yeniden parayı teslim etmek için Cenova’ya dönmek zorundadır. Geri dönerken Holandalı bir savaş gemisi gemilerini teslim alır ve gemiyi gemidekilerle birlikte Hollanda’ya götürür orada bir süre tutulduktan sonra serbest kalır. Artık tek isteği eve dönmektir ama Yüzüncü Ad macerasını yeniden başlatır ve yolunun üzerinde Londra’ ya uğrar. Orada İngiliz’i bulur, İngiliz ona kitabı bir rahibe sattığını söyler. Embriaco rahibin adresini alır ve adrese gider, kitabı satın almak ister . Adam kitabı satmıyacağını fakat Arapça yazılı kitabı ona açıklaması karşılığında kitabı verebileceğini söyler. Embriaco buduruma çok sevinir, hem kitabı okuyup yüzüncü adı öğrenme şansını yakalayacaktır hem de kitaba sahip olacaktır. Ama garip bir nedenledir ki kitabı her okumaya başladığında gözlerine bir perde iner, okuyamaz, ama bu durum rahibe söylemez, kitabı okur gibi yapar ve kafasından birşeyler sallar. Bu arada 1666 yılına çoktan girilmiştir ve Embriaco dünyanın öbür taraflarında neler olduğunu merak etmektedir. Bu sırada Londra’da büyük bir yangın başlar. Nerdeyse tamamı ahşap olan veleriyle birlikte Londra’nın yarısı yanmıştır. Embriaco kitabı alarak Londra’dan kaçar ve çeşitli yollarla Cenova’ya yeniden döner parayı teslim eder ve adamın kızıyla evlenmeyi kabul ederek evlenir.
Artık 1666 yılının sonları gelmiştir ve son gün de olaysız geçer. Böylece Yüzüncü Ad macerası biter. kitabı sonsuza kadar paslanmak üzere evinin en ücra köşesine koyar.
3.KİTABIN ANA FİKRİ: İnsanoğlu kaderin elinde şekillenen bir varlıktır. Kader insanı bir anda küçük bir sebepten evinden, yurdundan uzaklaştırabilr hatta geri dönmesini bile etkileyebilir ve hayal edemeyeceğiniz olaylarla baş başa kalmanızı sağlayabilir.
4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ: Kitap ilk başlarda sıkıcı gelmekle beraber zamanla olay kahramanının bir yerden bir yere sürüklenmesi ve ilginç olaylarla karşıllaşmasıyla heyecanlanıyor, ama şunu belirtmekte yarar var ki kitabın sonuna kadar beklenen yüzüncü adın açıklanmayışı kitabın sonunda iyi bir izlenim bırakmıyor.
Baldessera Embriaco: Ataları yıllar önce Cenova’dan Cübeyl’e göçmüş olan Doğudaki Cenevizlilerin son temsilcisi. Doğuda büyük bir üne sahip bir antika dükkanı var ve bu sayede çok zengin. Konuşmaktan daha çok dinlemeyi seven sabırlı biri ve kadere inanan biri.
Marta: Baldessera’nın gençliğinde aşık olup evlenmek istediği kadın, fakat o zamanında bir korsanla evleniyor ve daha sonra kocası onu terkediyor.
Gregerio Mangiavacci: eskiden sülalesi Embriacolaraın hizmetinde bulunmuş ve şimdi onların sayesinde zengin olan biri. İri cüsseli biri fakat duygusal bir yapıya sahip. Kızını Embriacom ile velendirmek istiyor.
5. KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:
kitap ilk başta can sıkmakla beraber zamanla heyecanlanan konusu ve kahramanın başından geçen ilginç olaylarla kitaba bir renklilik geliyor ama sonunda yüzüncü adın açıklanmayışı bir hayal kırıklığı.
6. KİTABIN YAZARI HAKKINDA BİLGİ:
Amin Maalouf 1949’da Lübnan’da doğdu. Ekonomi ve toplumbilim okuduktan sonra gazeteciliğe başladı;1976’dan beri Paris’te yaşıyor. Çeşitli yayın organlarında yöneticilik ve köşe yazarlığı yapmış olan Maalouf, bugün vaktin bir çoğunu kitaplarını yazmaya ayırmaktadır.
Çok iyi bildiği Asya ve Akdeniz çevresi kültürlerinin söylencelerini yapıtlarında başarı ile işleyen yazar, ilk kitabı Arapların Gözüyle Haçlı Seferleri ile tanındı. Ve bu kitabın çevrildiği dillerde de büyük bir başarı kazandı. 1986’da yayımlanan ve aynı yıl Fransız- Arap Dostluk ödüllü kazandığı ikinci kitabı Afrikalı Leo ise bugün bir “klasik” kabul edilmektedir.
Maalouf’un 1988’de yayımlanan ikinci romanı Semerkant da coşkuyla karşılandı ve pek çok dile çevrildi. Beatrice’den sonra Birinci Yüzyıl ve Işık Bahçeleri romanları ardından, 1993’te yayımlanan romanı Tanios Kayası ile Goncourt ödülünü kazanan yazarın Doğunun Limanları adlı kitabı 1998’te çıktı.Yazarın son yapıtı Yüzüncü Ad’dır.
Bu sayfada 12. Derslik Türk Dili ve Edebiyatı 1. Dönem 1. Yazılı imtihanı için altı…
2026-2027 10. Derslik Türk Dili ve Edebiyatı 1. Dönem 1. Ortak Yazılı Soruları ve Cevapları…
Edebî Akımlar Atlası TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI · ETKİLEŞİMLİ KAYNAK Edebî Akımlar Atlası Akımları ve…
Andre Gide – Hanımefendiler OkuluTür:RomanYazar:Andre GideYayınlanma Zamanı:2003Yayınevi:Sel YayıncılıkISBN:9786256462052KarakterlerEveline: Başlangıçta kocası Robert’ı idealize eden, duygusal ve…
Süre Bisikleti – Alim AdalıTür:ÇocukYazar:Alim AdalıYayınlanma Zamanı:2004Yayınevi:Can Çocuk YayınlarıISBN: 9789750703502KarakterlerAlim Bey: Damla ve Yağmur’un babasıdır. Evlatlarının merakını ve öğrenme isteğini destekleyen, onlarla beraber geçmişe seyahat icra eden, araştırmayı ve keşfetmeyi seven bir babadır.Damla: Alim Bey’in kızlarından biridir. Kardeşi Yağmur ile beraber vakit bisikletini hazırlayan, geçmişte yaşanmış olan vakaları merakla gözlemleyen ve yeni bilgiler öğrenmekten hoşlanan bir çocuktur.Yağmur: Damla’nın kardeşidir. Ablasıyla beraber vakit bisikletinin yapımında vazife alır. Babasıyla çıkmış olduğu yolculuklarda tarih öncesi insanların yaşamlarını ve buluşlarını keşfeder.Çuka: Ortalama yüz bin yıl ilkin Karain’de yaşayan, zekâsı ve üretkenliğiyle dikkat çeken bir çocuktur. İnsanların yaşamını kolaylaştıracak araçlar geliştirmeye çalışır. Balta yapmayı başararak kabile başkanının itimatını kazanır.Anin: Çuka’nın kardeşidir. Meraklı ve yaratıcı kişiliğiyle yeni buluşlara katkıda bulunur. Meyve toplamak için geliştirdiği vasıta, mızrağın ortaya çıkmasına öncülük eder.Ara: Çuka ve Anin’in babasıdır. Çocuklarıyla beraber başka topluluklara ateş yakmayı ve av araçlarını kullanmayı öğretir.Taşçı Amca: Taşları işleyerek çeşitli araçlar hazırlayan kişidir. Çuka ve Anin’in geliştirdiği mızrağın yapımına destek olur.Kabile Başkanı: Çuka’nın zekâsını ve başarısını takdir ederek ona başkanlık kolyesini veren, Anin’i ise yeni buluşundan dolayı mızrakçıbaşı duyuru eden kişidir.Damla ve Yağmur’un Anası: Ailesinin vakit yolculuklarında yaşadıklarını dinleyen ve ilerleyen bölümlerde bu yolculuklardan birine katılan karakterdir.MevzusuSüre Bisikleti, iki kardeş olan Damla ve Yağmur’un, babaları Alim Bey’in yardımıyla geliştirdikleri bir vakit bisikleti yardımıyla tarih öncesi dönemlere yaptıkları yolculukları mevzu alır. Ortalama yüz bin yıl öncesine giden aile, Karain’de yaşayan Çuka ve Anin adlı kardeşlerin günlük yaşamlarını, geliştirdikleri araçları ve insanlık tarihindeki mühim buluşları gözlemler. Kitap; merak, yaratıcılık, yardımlaşma ve sorun çözme benzer biçimde kavramları keyifli bir serüven vesilesiyle ele alırken insanlığın ilk dönemlerindeki yaşam koşullarını da okurlara tanıtır.Süre Bisikleti ÖzetiHikâye, Alim Bey’in eski bisikletini kızları Damla ve Yağmur’a vermesiyle adım atar. Alim Bey, kızlarından bu bisikleti bir vakit makinesine dönüştürmelerini ister. Kardeşler büyük bir heyecanla çalışmaya koyulur ve tüm ayrıntılarını düşünerek bir vakit bisikleti hazırlar. Babaları uyandığında ortaya çıkan vasıta karşısında şaşkınlığını gizleyemez. Üçü beraber bisiklete binerek geçmişe doğru ilk yolculuklarına çıkar.Seyahat esnasında bazı tehlikelerle karşılaşsalar da ortalama yüz bin yıl öncesine, Karain’e ulaşmayı başarırlar. Burada tarih öncesi bir toplulukta yaşayan Çuka ve Anin adlı iki kardeşle karşılaşırlar. Onları uzaktan izleyerek insanların yaşamlarını iyi…
Dublin, İrlanda · 18. yüzyıl • 1732 Trinity College Kütüphanesi — Long Room Trinity College…