Öğrenilen geçmiş süre; geçmişte gerçekleşmiş bir işin, oluşun yada hareketin konuşan şahıs tarafınca direkt görülmediğini; olayın ondan sonra duyulduğunu, öğrenildiğini, fark edildiğini ya da sonucundan hareketle anlaşıldığını bildiren haber kipidir.
Bu kip; duyulan geçmiş süre, öğrenilen geçmiş süre, anlatılan geçmiş süre ve -miş’li geçmiş süre adlarıyla da bilinir.
Örnek:
Bu cümlelerde konuşan şahıs, bildirilen vakaları direkt görmüş olmak zorunda değildir. Vakası başkasından öğrenmiş, sonradan farkına varmış yada ortaya çıkan bir sonuçtan hareketle anlamış olabilir.
Öğrenilen geçmiş dönemin ekleri şunlardır:
Fiilin kök yada gövdesine, büyük meşhur uyumuna uygun olan ek getirilir.
| Fiilin Son Ünlüsü | Kullanılan Ek | Örnek |
|---|---|---|
| a, ı | -mış | bakmış, yazmış |
| e, i | -miş | gelmiş, bilmiş |
| o, u | -muş | bulmuş, unutmuş |
| ö, ü | -müş | görmüş, düşünmüş |
-mış / -miş / -muş / -müş eki, fiilin son ünlüsüne bakılırsa şekil değiştirir.
Bu ekte görülen geçmiş zamandaki benzer biçimde d → t değişmesi söz mevzusu değildir. Ek her durumda m sesiyle adım atar.
Öğrenilen geçmiş zaman içinde çekimlenen bir fiilin temel kuruluşu şöyledir:
Eylem kökü yada gövdesi + öğrenilen geçmiş süre eki + şahıs eki
Örnek:
gel + miş + sin → gelmişsin
Gelmek fiilinin öğrenilen geçmiş zamandaki pozitif çekimi şöyledir:
| Şahıs | Çekim |
|---|---|
| Ben | gelmişim |
| Sen | gelmişsin |
| O | gelmiş |
| Biz | gelmişiz |
| Siz | gelmişsiniz |
| Onlar | gelmişler |
Pozitif çekimde fiilin kök yada gövdesine direkt -mış, -miş, -muş, -müş eklerinden uygun olanı ve peşinden şahıs eki getirilir.
Eylem + -mış/-miş/-muş/-müş + şahıs eki
Öğrenilen geçmiş dönemin olumsuzu yapılırken fiile ilkin -ma / -me olumsuzluk eki, peşinden öğrenilen geçmiş süre eki ve şahıs eki getirilir.
| Şahıs | Çekim |
|---|---|
| Ben | gelmemişim |
| Sen | gelmemişsin |
| O | gelmemiş |
| Biz | gelmemişiz |
| Siz | gelmemişsiniz |
| Onlar | gelmemişler |
Öğrenilen geçmiş dönemin sual biçimi mı, mi, mu, mü sual edatıyla yapılır.
Sual edatı kendisinden önceki kelimeden ayrı yazılır. Şahıs ekleri ise sual edatına eklenebilir.
| Şahıs | Sual Biçimi |
|---|---|
| Ben | gelmiş miyim? |
| Sen | gelmiş misin? |
| O | gelmiş mi? |
| Biz | gelmiş miyiz? |
| Siz | gelmiş misiniz? |
| Onlar | gelmişler mi? |
Fiilde hem olumsuzluk hem de sual anlamı bulunabilir.
Öğrenilen geçmiş süre yalnızca başkasından duyulan vakaları anlatmak için kullanılmaz. Türkçede değişik anlam ve ifade özellikleri de taşır.
Konuşan kişinin direkt şahit olmadığı, ondan sonra başka birinden öğrendiği geçmiş vakalarda kullanılır.
Örnek:
Konuşan şahıs bu vakalara direkt şahit olmamış; onları sonradan öğrenmiştir.
Şahıs, yapmış olduğu yada başına gelen bir şeyi ondan sonra fark ettiğinde öğrenilen geçmiş süre kullanılabilir.
Örnek:
Bu örneklerde konuşan şahıs yapmış olduğu eylemi sonradan fark etmektedir.
Konuşan şahıs vakası görmemiş olsa bile ortaya çıkan belirtilerden yada sonuçlardan hareketle olayın gerçekleştiğini çıkarabilir.
Örnek:
Bu cümlelerde geçmişte gerçekleşen fiil, mevcut belirtilerden hareketle anlaşılmaktadır.
Öğrenilen geçmiş süre, kişinin yeni fark etmiş olduğu bir durum karşısındaki şaşkınlığını yada hayretini anlatabilir.
Örnek:
Öğrenilen geçmiş süre, bilhassa masal ve halk anlatılarında geçmişte yaşandığı kabul edilen vakaları aktarmak için sıkça kullanılır.
Örnek:
Bir varmış, bir yokmuş. Uzak ülkelerin birinde yaşlı bir hükümdar yaşarmış. Bu hükümdarın üç oğlu varmış.
Masallarda öğrenilen geçmiş dönemin yanı sıra birleşik zamanlı fiiller de yaygın olarak kullanılabilir.
Cümlenin söyleniş biçimine ve bağlama bakılırsa öğrenilen geçmiş süre kimi zaman inanmazlık, küçümseme yada alay anlamı da taşıyabilir.
Örnek:
Bu tür kullanımlarda aslolan anlamı belirleyen unsur cümlenin bağlamı ve söyleyiş biçimidir.
-di’li geçmiş süre ile -miş’li geçmiş süre öğrencilerin en sık karıştırdığı kipler arasındadır.
| Görülen Geçmiş Vakit | Öğrenilen Geçmiş Vakit |
|---|---|
| -dı, -di, -du, -dü / -tı, -ti, -tu, -tü | -mış, -miş, -muş, -müş |
| Vaka kati bir data olarak aktarılır. | Vaka duyulmuş, öğrenilmiş yada sonradan fark edilmiş olabilir. |
| Ali Ankara’ya gitti. | Ali Ankara’ya gitmiş. |
| Yağmur yağdı. | Yağmur yağmış. |
Bu cümlede konuşan şahıs vakası gerçekleşmiş ve kati olarak malum bir vaka şeklinde aktarmaktadır.
Bu cümlede ise konuşan kişinin vakası sonradan öğrendiği anlamı ortaya çıkabilir.
Bir başka örnek:
Konuşan şahıs vakası kati bir geçmiş vaka olarak bildirmektedir.
Konuşan şahıs sabah uyandığında karı görmüş ve gece kar yağdığı sonucuna ulaşmış olabilir.
Bir fiilin öğrenilen geçmiş zaman içinde çekimlenip çekimlenmediğini idrak etmek için şu adımlar izlenebilir:
Çocuklar eve dönmüşler.
dön + müş + ler
Dolayısıyla “dönmüşler” fiili öğrenilen geçmiş zaman içinde çekimlenmiştir.
Sen bu kitabı okumuşsun.
oku + muş + sun
Bir kelimede -mış, -miş, -muş, -müş biçiminin görülmesi, onun ne olursa olsun kolay zamanlı öğrenilen geçmiş süre olduğu anlamına gelmez.
Mesela:
Bu eylem yalnızca öğrenilen geçmiş süre değildir. Öğrenilen geçmiş dönemin hikâyesi biçiminde kurulmuş birleşik zamanlı bir fiildir:
Bundan dolayı fiilin almış olduğu tüm ekler beraber değerlendirilmelidir.
Bu kipin “duyulan geçmiş süre” olarak adlandırılması, daima olayın bir başkasından duyulduğu anlamına gelmez.
Bu cümlede konuşan şahıs vakası başkasından duymamıştır; anahtarını evde bıraktığını sonradan fark etmiştir.
Konuşan şahıs yağmuru görmemiş; fakat sabah ıslak yerlerden hareketle yağmur yağdığı sonucuna ulaşmış olabilir.
Bundan dolayı “öğrenilen geçmiş süre” adlandırması, kipin değişik kullanım alanlarını daha geniş halde karşılar.
mı, mi, mu, mü sual edatı ayrı yazılır.
Doğru: Gelmiş mi?
Yanlış: Gelmişmi?
Şahıs eki ise sual edatına bitişir:
Doğru: Gelmiş misin?
Türkçede -mış, -miş, -muş, -müş ekleri iki değişik görevde kullanılabilir. Bu ekler bir fiili öğrenilen geçmiş zaman içinde çekimleyebileceği benzer biçimde fiilimsi türlerinden önde gelen sıfat-fiil de oluşturabilir.
Bundan dolayı bir kelimede -mış/-miş/-muş/-müş ekinin bulunması, o kelimenin ne olursa olsun öğrenilen geçmiş zaman içinde çekimlenmiş bir eylem olduğu anlamına gelmez.
Mühim olan ekin biçimi değil, cümlede üstlendiği görevdir.
-mış/-miş/-muş/-müş eki fiile gelmiş olarak o fiili bir adı niteleyen sözcük hâline getiriyorsa sıfat-fiil eki olarak kullanılmıştır.
Örnek:
Bu cümlede pişmiş sözcüğü bir yargı bildirmemekte, kendisinden sonrasında gelen yiyecek adını nitelemektedir.
Iyi mi yiyecek? → pişmiş yiyecek
piş + miş → pişmiş
Bundan dolayı buradaki -miş bir kip eki değil, sıfat-fiil ekidir.
Başka örnekler:
Bu örneklerde:
Koyu yazılan sözcüklerin tamamı adları nitelediği için sıfat-fiildir.
Evet. Aynı biçimdeki bir kelime, değişik cümlelerde değişik görevlerde kullanılabilir.
1. Mektup yazılmış.
Bu cümlede yazılmış cümlenin yüklemidir ve geçmişte gerçekleşen bir eylemi bildirmektedir.
Bundan dolayı:
yazılmış → öğrenilen geçmiş zaman içinde çekimlenmiş eylem
2. Özenle yazılmış mektubu masaya bıraktım.
Bu cümlede ise yazılmış sözcüğü mektup adını nitelemektedir.
Iyi mi mektup? → özenle yazılmış mektup
Bundan dolayı:
yazılmış → sıfat-fiil
Görüldüğü benzer biçimde ek aynıdır sadece sözcüğün cümledeki görevi değişmiştir.
| Cümle | -mış/-miş Ekinin Görevi | Izahat |
|---|---|---|
| Yiyecek pişmiş. | Öğrenilen geçmiş süre | “Pişmiş” yüklemdir. |
| Pişmiş yiyecekleri servis etti. | Ödat-fiil | “Yiyecek” adını niteler. |
| Bardak kırılmış. | Öğrenilen geçmiş süre | “Kırılmış” yüklemdir. |
| Kırılmış bardağı çöpe attı. | Ödat-fiil | “Bardak” adını niteler. |
| Çiçekler solmuş. | Öğrenilen geçmiş süre | “Solmuş” yüklemdir. |
| Solmuş çiçekleri topladı. | Ödat-fiil | “Çiçekler” adını niteler. |
| Mektup yazılmış. | Öğrenilen geçmiş süre | “Yazılmış” yüklemdir. |
| Yazılmış mektubu okudu. | Ödat-fiil | “Mektup” adını niteler. |
Bir sözcükteki -mış/-miş/-muş/-müş ekinin görevini belirlerken şu sorular sorulabilir:
Sözcük yargı bildiriyor ve çekimli eylem durumundaysa öğrenilen geçmiş süre eki; bir adı niteliyorsa sıfat-fiil eki olarak değerlendirilir.
Özetlemek gerekirse:
Öğrenilen geçmiş zaman içinde çekimlenen fiiller şahıs ekleri de alabilir:
Mesela:
Sen buraya daha ilkin gelmişsin.
Buradaki -sin şahıs eki, “gelmişsin” sözcüğünün çekimli eylem bulunduğunu açıkça göstermektedir.
Sadece üçüncü tekil kişide ek olarak görünen bir şahıs eki bulunmayabileceği için yalnızca şahıs ekine bakmak kafi değildir:
Ahmet gelmiş.
Bu örnekte şahıs eki açıkça görülmese de gelmiş yüklem olduğundan öğrenilen geçmiş zaman içinde çekimlenmiş bir fiildir.
Sorularda -mış/-miş/-muş/-müş ekini gördüğünüz anda “öğrenilen geçmiş süre” demek doğru değildir. Ilk olarak sözcüğün cümledeki görevine bakılmalıdır.
Örnek:
Burada “kurumuş” sözcüğü geçmişte gerçekleşen bir yargının yüklemi değildir. Yaprak adını nitelemektedir:
Iyi mi yaprak? → kurumuş yaprak
Bundan dolayı -muş eki burada sıfat-fiil ekidir.
Buna karşılık:
cümlesinde “kurumuş” yüklem görevindedir. Dolayısıyla -muş eki burada öğrenilen geçmiş süre kip ekidir.
| Özellik | Öğrenilen Geçmiş Vakit | Ödat-Eylem |
|---|---|---|
| Ek | -mış, -miş, -muş, -müş | -mış, -miş, -muş, -müş |
| Görevi | Fiili çekimler, yargı bildirir. | Fiilden ödat görevli sözcük oluşturur. |
| Cümledeki temel işlevi | Çoğu zaman yüklem olur. | Bir adı niteler. |
| Örnek | Yiyecek pişmiş. | Pişmiş yiyecek |
| Netice | Kip eki | Fiilimsi (sıfat-fiil) eki |
| Kipin Adı | Öğrenilen / Duyulan / Anlatılan / -miş’li Geçmiş Vakit |
|---|---|
| Türü | Haber kipi |
| Ekleri | -mış, -miş, -muş, -müş |
| Temel Anlamı | Geçmişte gerçekleşen sadece sonradan öğrenilen, duyulan, fark edilen yada sonucundan çıkarılan vaka |
| Olumsuzluk Eki | -ma / -me |
| Sual Edatı | mı / mi / mu / mü |
Örnek:
gel + miş + sin → gelmişsin
Aşağıdaki cümlelerde koyu yazılmış fiiller öğrenilen geçmiş zaman içinde çekimlenmiştir:
Geniş Süre Geniş vakit; bir işin, oluşun yada hareketin yalnızca belirli aniden değil; çoğu zaman,…
Astronomi ve Astroloji Sema, insanlığın en eski merak alanlarından biridir. İnsanlar binlerce yıl süresince Güneş’i,…
Üstkurmaca Nedir? Bir roman okurken anlatıcının ansızın “Şimdi bu kahramanı buradan iyi mi çıkaracağımı düşünüyorum.”…
Güvenilmez Anlatıcı Tekniği Bir romanı ya da hikâyeyi okurken anlatıcının söylediklerini bir çok süre doğru…
Beni Asla Bırakma – Kazuo Ishiguro Bazı romanlar gelecekte yaşanabilecek büyük felaketleri göstererek okuru sarsar.…
İlhan İrem İlhan İrem, Türk müziğinde yalnızca söylediği duygusal şarkılarla değil; besteci, söz yazarı, yorumcu,…